- Serhan Akkoyun
- Sancaktepe Avukat, Yargıtay Kararları
- Haziran 2, 2023
T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/2814
Karar No: 2012/6089
Karar Tarihi: 17.04.2012
KİRALANANIN TAHLİYESİ VE KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İSTEMİ – KİRACININ SÖZLEŞMEDEN DOĞAN KİRA BEDELİNİ ÖDEME BORCUNUN
DEVAM ETTİĞİ – TEMERRÜT NEDENİYLE TAHLİYE VE KİRA ALACAĞI HAKKINDA KARAR VERMEK GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Dava, temerrüt, kira sözleşmesine aykırılık ve fuzuli işgal sebebiyle kiralananın tahliyesi ve
kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Kiracının sözleşmeden doğan kira bedelini ödeme borcu
devam etmektedir. Davacının kiracı hakkında B.K.’nun 256/1 inci maddesi gereğince tahliye davasıyla
birlikte B.K.’nun 260. maddesine dayalı tahliye ve kira alacağı davası açmasında bir usulsüzlük
bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı hakkında bir
karar vermek gerekirken, bu isteklerin de reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu
nedenlerle bozulmalıdır.
(818 S. K. m. 256, 260)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye
davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar
okunup gereği görüşüldü:
Dava, temerrüt, kira sözleşmesine aykırılık ve fuzuli işgal sebebiyle kiralananın tahliyesi ve kira
alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı
tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan T. C.’ın, yazılı kira sözleşmesiyle kiraladığı kiralananı diğer davalı E. Ç.’ya,
sözleşmenin 2 nci maddesindeki devir yasağına rağmen, devir ederek, akde aykırı davrandığı iddiasıyla
kiralananın tahliyesini istemiştir. Fuzuli şagil E. Ç., kiralanan işyerin diğer davalı kiracıyla birlikte
kiraladıklarını, işin başlangıcında ortak olduklarını, daha sonradan sözleşmeyi imzalayan davalı kiracı
T.’in ayrılıp gittiğini ve kiracılık ilişkisinin kendisiyle devam ettiğini, kira paralarının kendi adına,
davacının PTT Bank Hatay Şubesi hesabına ödendiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, 2010
yılındaki kira parası ödemelerinin davalı E. Ç. tarafından yapıldığı ve davacının bu duruma ses
çıkarmayarak, taraflar arasında üstü örtülü sözlü kira sözleşmesinin yapılmış olduğu kanaatiyle
davanın reddine karar vermiştir.
Davaya dayanak yazılı kira sözleşmesi 15.06.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, davacı
kiralayanla davalılardan T. C. arasında düzenlenmiştir. Sözleşmenin hususi şartlar kısmının 2 nci
maddesinde kiralanan başkasına devir edilemez, kısmen veya tamamen istifade hakkı tanınamaz,
sözleşme devir veya ciro edilemez, ortak alınamaz şartı yer almaktadır. Bu şarta rağmen, kiralananın
üçüncü kişiye devrinin geçerli olması için kiralayanın buna razı olması veya bu fiili duruma zımnen
muvafakat etmesi ve bu durumun kiracı tarafından tanık vesair delillerle ispat edilmesi ve kiraya
verenin de aksini ispata davet edilmesi, delillerin karşılıklı araştırılması ve değerlendirilmesi gerekir.
Davalı E. Ç. tarafından sunulan vergi kayıtları ve ödeme belgeleri zımni muvafakatın varlığının ispatı
için yeterli nitelikte delil mahiyetinde değildir. Bu husus maddi olay sayılacağından tanık dahil her
türlü delille kanıtlanabilir. Bu durumda mahkemece, taraflardan yukarıda açıklanan hususlarla ilgili
tüm delillerin dosyaya ibrazının istenerek toplanması ve sonucuna göre kira sözleşmesine aykırılık ve
fuzuli işgal nedenine dayalı dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme ile bu
istemlerin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının dayandığı 15.06.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin kiracısı
davalılardan T. C.’dır. Kira sözleşmesi tarafların ortak iradeleriyle veya mahkeme kararıyla sona
erdirilmediği sürece geçerli olup halen yürürlüktedir. Yürürlükte olan bu sözleşme tarafları için
bağlayıcı olduğu gibi taraflar sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
Kiracının sözleşmeden doğan kira bedelini ödeme borcu devam etmektedir. Davacının kiracı hakkında
B.K.’nun 256/1 inci maddesi gereğince tahliye davasıyla birlikte B.K.’nun 260. maddesine dayalı
tahliye ve kira alacağı davası açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle
temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile bu
isteklerin de reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı
Kanunla eklenen geçici 3 üncü madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 inci maddesi uyarınca
hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine,
17.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.