T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/1368
Karar No: 2022/11411
Karar Tarihi: 22.06.2022
KAMULAŞTIRMASIZ EL ATILAN TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ İSTEMİ – UZLAŞMA TALEBİNDE BULUNUP BULUNMADIĞI DAVALI İDAREDEN SORULMASI GEREKTİĞİ – DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN DAVANIN USULDEN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiğinin tespiti durumunda uzlaşma başvurusunun …. sayı
ile davalı idarede kayıtlı olduğuna dair temyiz itirazı da dikkate alınarak davacının uzlaşma talebinde
bulunup bulunmadığı davalı idareden sorulduktan sonra; uzlaşma talebi mevcut ise buna ilişkin
belgeler de getirtilerek işin esasına girilmesi, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usulden
reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde
olduğundan İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bozulmasına karar verilmiştir.
(6100 S. K. m. 373)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; ilk derece
mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve
sayıları yazılı hükmünün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmiş olmakla, dosyadaki
belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan
istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Aşağıda açıklanan gerekçelerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin istinaf
başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/173
Esas ve 2020/337 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Yapılan incelemede; dava konusu taşınmaz İstanbul İli, E. İlçesi, Odayeri Mahallesi, 7400m²
yüzölçümlü 1 parsel ve 4000 m² yüzölçümlü 30 parsel sayılı taşınmazlar davacılar murisi S. oğlu R. S.
adına kayıtlı iken, 1 parsel sayılı taşınmazın 23.05.1985 tarihinde R. S. mirasçıları S. S., K. H. S., Ü.
M. ve S. S. tarafından imzalanan 3552 yevmiye numaralı resmi senet ile kamulaştırılmak üzere Maliye
Hazinesi’ne satıldığı anlaşıldığından 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar
verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-)30 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede ise; dava konusu taşınmazın 1967 yılında
davacılar murisi R. S. adına senetsizden tescil edildiği, Tapulama Tutanağında 1959 yılında 6. Füze
Komutanlığı tarafından fuzulen işgal edilerek üzerine iki adet bina yapıldığı belirtilmiş olup İstanbul
Valiliği’nden alınan 13.09.1961 tarih ve 464 Sayılı kamu yararı kararı uyarınca kamulaştırılmasına
karara verildiği, kıymet takdir raporunda belirlenen bedelin davalıya ödendiğine dair bir belgeye
rastlanmamış olup, kamulaştırma evraklarının noter kanalıyla tebliğ edilip edilmediği davacı idareden
sorulup, tebliğ yapılmış ise ilgili Noterlikten tebliğ mazbatası getirtilmediği gibi; ilk derece
mahkemesince dava konusu taşınmaza ilişkin E. 1. Asliye Hukuk Hakimliği’nin 1970/755 Esas-1972-
675 Karar sayılı dosyasında R. S., F. B. ve Ş. B. tarafından tezyidi bedel davası açılması ve bu davaya
konu 2780 m²’lik kısma ilişkin kamulaştırmanın usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile kalan
1220 m²’lik kısım için kamulaştırmasız el atıldığının kabulüne karar verilerek uzlaşma dava şartının
yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, “doğrudan doğruya R. S.
uhdesinde bulunan tarla için istimlak ve işgal bedeli talebi bulunmadığından kayda ve usule uymadığı”
gerekçesiyle tezyidi bedel davasının reddine karar verilmiş olup, R. S. adına tam hisse ile kayıtlı 4000
m² yüzölçümlü dava konusu taşınmaz ile davacılar ya da murisleri ile bağlantıları tespit edilemeyen F.
B. ve Ş. B.’ın da davacı olduğu tezyidi bedel davasına konu olan 2780 m²’lik 1 parsel numarası verilen
taşınmazın aynı yere ilişkin olup olmadığı net olarak belirlenememiş olup, E. 1. Asliye Hukuk
Hakimliği’nin 1970/755 Esas-1972-675 Karar sayılı tezyidi bedel dosyası getirtilip, taşınmazın
kamulaştırma planı ve istimlak haritası zemine uygulanıp bu dosyaya konu yer ile dava konusu 30
parsel sayılı taşınmazın aynı yere ilişkin olup olmadığı kesin olarak tespit edildikten sonra; aynı yere
ilişkin değil ise dava konusu taşınmazın tamamı yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat
bedelinin hesaplanması, aynı yere ilişkin ise hakkında tezyidi bedel davası bulunan 2780m²’lik kısmın
davacılar murisi R. S.’nin payı oranında usulüne uygun olarak kamulaştırıldığının kabulüyle bu kısım
yönünden davanın reddine ve bakiye 1220 m²’lik kısım yönünden ise el atıldığının kabulüyle işin
esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru
olmadığı gibi;
Taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiğinin tespiti durumunda uzlaşma başvurusunun 614315 sayı ile
davalı idarede kayıtlı olduğuna dair temyiz itirazı da dikkate alınarak davacının uzlaşma talebinde
bulunup bulunmadığı davalı idareden sorulduktan sonra; uzlaşma talebi mevcut ise buna ilişkin
belgeler de getirtilerek işin esasına girilmesi, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usulden
reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-)Kabule göre de;
Davacı tarafça dava dilekçesinde 1.000,00-TL talep edilmiş olup kendisini vekille temsil ettiren davalı
idare lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2. maddesi uyarınca
reddedilen miktarı geçmemek üzere vekalet ücreti takdir olunması gerektiğinden, 1.000,00-TL vekalet
ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan İstanbul 9. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 2016/173 Esas ve 2020/337 Karar sayılı hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, davacılardan peşin alınan temyiz harcının
istenildiğinde iadesine, 22.06.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
675 Karar sayılı dosyasında R. S., F. B. ve Ş. B. tarafından tezyidi bedel davası açılması ve bu davaya
konu 2780 m²’lik kısma ilişkin kamulaştırmanın usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile kalan
1220 m²’lik kısım için kamulaştırmasız el atıldığının kabulüne karar verilerek uzlaşma dava şartının
yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, “doğrudan doğruya R. S.
uhdesinde bulunan tarla için istimlak ve işgal bedeli talebi bulunmadığından kayda ve usule uymadığı”
gerekçesiyle tezyidi bedel davasının reddine karar verilmiş olup, R. S. adına tam hisse ile kayıtlı 4000
m² yüzölçümlü dava konusu taşınmaz ile davacılar ya da murisleri ile bağlantıları tespit edilemeyen F.
B. ve Ş. B.’ın da davacı olduğu tezyidi bedel davasına konu olan 2780 m²’lik 1 parsel numarası verilen
taşınmazın aynı yere ilişkin olup olmadığı net olarak belirlenememiş olup, E. 1. Asliye Hukuk
Hakimliği’nin 1970/755 Esas-1972-675 Karar sayılı tezyidi bedel dosyası getirtilip, taşınmazın
kamulaştırma planı ve istimlak haritası zemine uygulanıp bu dosyaya konu yer ile dava konusu 30
parsel sayılı taşınmazın aynı yere ilişkin olup olmadığı kesin olarak tespit edildikten sonra; aynı yere
ilişkin değil ise dava konusu taşınmazın tamamı yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat
bedelinin hesaplanması, aynı yere ilişkin ise hakkında tezyidi bedel davası bulunan 2780m²’lik kısmın
davacılar murisi R. S.’nin payı oranında usulüne uygun olarak kamulaştırıldığının kabulüyle bu kısım
yönünden davanın reddine ve bakiye 1220 m²’lik kısım yönünden ise el atıldığının kabulüyle işin
esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru
olmadığı gibi;
Taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiğinin tespiti durumunda uzlaşma başvurusunun 614315 sayı ile
davalı idarede kayıtlı olduğuna dair temyiz itirazı da dikkate alınarak davacının uzlaşma talebinde
bulunup bulunmadığı davalı idareden sorulduktan sonra; uzlaşma talebi mevcut ise buna ilişkin
belgeler de getirtilerek işin esasına girilmesi, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usulden
reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-)Kabule göre de;
Davacı tarafça dava dilekçesinde 1.000,00-TL talep edilmiş olup kendisini vekille temsil ettiren davalı
idare lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2. maddesi uyarınca
reddedilen miktarı geçmemek üzere vekalet ücreti takdir olunması gerektiğinden, 1.000,00-TL vekalet
ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan İstanbul 9. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 2016/173 Esas ve 2020/337 Karar sayılı hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, davacılardan peşin alınan temyiz harcının
istenildiğinde iadesine, 22.06.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi