- Serhan Akkoyun
- MAKALE
- Ağustos 19, 2024
T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2023/848
Karar No: 2023/2162
Karar Tarihi: 29-03-2023
TAHLİYE DAVASI – KİRALAYANIN KİRA SÖZLEŞMESİNİN DEVRİNE RIZASI BULUNDUĞUNA DAİR BİR KAYIT OLMADIĞINDAN YAPILAN
ÖDEMELERİN DAVALI BORÇLUNUN KİRA BORCUNA İSTİNADEN YAPILMADIĞININ ANLAŞILDIĞI – HÜKMÜN ONANMASI
ÖZET: Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu icra dairesine
sunduğu itiraz dilekçesinde faiz miktarının yanlış hesaplandığını iddia etmiş, ancak bu iddiası hakkında
İlk Derece Mahkemesince herhangi bir değerlendirilme yapılmadan itirazın kaldırılmasına karar
verilmiş ise de, istinaf dilekçesinde bu iddiaya yönelik olarak herhangi bir husus belirtilmediğinden
\”faiz miktarının yanlış hesaplandığı\” iddiası hakkında herhangi bir değerlendirme yapılma yoluna
gidilmediği, … 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1925 Esas 2022/1027 Karar sayılı dosyasının … bu
dosya ile derdestlik bakımından aynı olmadığı, kiralayanların kira sözleşmesinin devri noktasında
rızalarının bulunduğu İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerden biri ile ispatlanamadığından
davalı borçlunun takibe konu edilen kira dönemler için kiracılık sıfatının devam ettiğinin kabulü
gerektiği, davalı borçlu, banka dekontları sunmuş ve ayrıca banka kayıtlarının getirtilmesini talep etmiş
ise de, yapılan ödemelerin kendisi adına yapıldığı yönünde bir iddiası olmadığı bilakis yapılan
ödemelerin kira sözleşmesinin devralan kişilerce yapıldığını iddia etmesi karşısında kiralayanın kira
sözleşmesinin devrine rızası bulunduğuna dair bir kayıt olmadığından yapılan ödemelerin davalı
borçlunun kira borcuna istinaden yapılmadığının anlaşıldığı, davalı borçlunun takibe konu kira
borcunun ödendiğini İİK’nın 269/c maddesi gereğince ispatlayamadığı gerekçeleriyle istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve
savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki
ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen
gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın
bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle hükmün onanması gerekmiştir.
(2004 S. K. m. 269, 364) (6100 S. K. m. 369, 370)
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk
Derece Mahkemesince davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, borçlunun mecurdan tahliyesine, asıl
alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının borçludan alınarak alacaklılara verilmesine karar
verilmiştir.
Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan
reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve
diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Alacaklılar dava dilekçesinde; kira alacağının tahsili için başlatılan takipte borçlu tarafından yapılan
itirazın hukuka aykırı, mesnetsiz ve süreci uzatmaya matuf olduğunu, kira sözleşmesindeki imzaya
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 1 /4
itiraz edilmediğini, kira sözleşmesinin noter huzurunda düzenlendiğini, kira sözleşmesinin sona
erdirilmesine yönelik herhangi bir anlaşma ya da muvafakat bulunmadığını, kira sözleşmesinin feshine
dair bir bildirim yapılmadığını, faize itirazın haksız olduğunu, alacağın likit olduğunu belirterek
davalının itirazının kaldırılmasına, mecurdan tahliyesine ve davalı aleyhine %20’den az olmamak
üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlu cevap dilekçesinde; … 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1925 E.-1027 K. sayılı dosyası
üzerinden taşınmazın tahliyesine karar verildiğini, alacaklıların internet sitesinde kiralık dükkan ilanı
verdiğini bu nedenle tahliye yönüyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini,
alacaklılar tarafından iki haklı ihtarname tebliğ edilmesi gerekirken tek ihtarname gönderilmesi ile
temerrüde düşülemeyeceğini, alacaklı ile 02.08.2019 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını,
kiracılığın 20.11.2019 tarihine kadar sürdürüldüğünü, daha sonra kiraya verenlerin muvafakatı ile
sözleşme gereği Muhammet Fikri Uslu’ya devir yapıldığını, devralan 3. kişinin alacaklılara kira
ödemesi yaptığını, haricen edindikleri bilgiye göre devralan kişinin de taşınmazı bir başkasına
devrettiğini ve sonrasında yine devir olduğu, alacaklıların yeni kiracılardan kira almaya devam ettiğini,
dilekçeleri ekinde sunulan dekontlarda mecuru devralan dava dışı kiracılar tarafından davacı
alacaklılara yapılan kira ödemelerinin görüleceğini, davacıların 2 yıl süre sessiz kalmaları ve kira
bedellerini almaya devam etmelerinin dahi devre muvafakat edildiğinin göstergesi olduğunu, davacı
alacaklılar tarafından sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde alınan kira bedellerinin tekrardan
tahsilinin talep edildiğini belirterek haksız açılan davanın reddine, derdestlik nedeniyle usulden
reddine, aksi kanaat halinde tahliye hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep
etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu örnek no 13 ödeme emri
tebliği üzerine yasal süresi içerisinde kiracılık sıfatının son bulduğunu, bu nedenle borcunun
bulunmadığını beyan ettiği, İİK’nın 269/2. maddesi “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait
mukavelanamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır.” hükmünü
içerdiği, somut olayda, borçlu takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde kiracılık sıfatına karşı
çıkmakla birlikte, davalı alacaklının kiralayan sıfatına, takip dayanağı kira kontratındaki imzaya açık
ve kesin olarak itiraz etmediği bu nedenle kiracılık sıfatı ve kira kontratının kesinleştiği, davalı borçlu
takibe konu edilen borcu yasal 30 günlük süre içerisinde ödediğini İİK’nın 269/c maddesi gereğince
noterlikçe resen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge
yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir
makbuz veya vesika ile ispat edemediği, davalı borçlunun takibe yönelik itirazlarının yerinde olmadığı
gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına, davalının takip konusu
adresten tahliyesine, asıl alacak miktarı olan 179.750 TL’nin %20’sine tekabül eden 35.950,00 TL icra
inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda
bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesi içeriğini tekrar ederek, mahkemece dosyaya
sunulan delillerin incelenmeden karar verildiğini, ödeme dekontları sunulduğu ve davacının da bu
dekontlara itirazı olmadığı halde dekontların incelenmediğini, banka hesaplarının celbi için müzekkere
yazılması taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmadığını, ödeme emrinin usulüne
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /4
uygun olarak düzenlenmediğini, yıllık kira bedelinin dahi yanlış belirtildiğini belirterek kararın
kaldırılmasına ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu icra dairesine sunduğu
itiraz dilekçesinde faiz miktarının yanlış hesaplandığını iddia etmiş, ancak bu iddiası hakkında İlk
Derece Mahkemesince herhangi bir değerlendirilme yapılmadan itirazın kaldırılmasına karar verilmiş
ise de, istinaf dilekçesinde bu iddiaya yönelik olarak herhangi bir husus belirtilmediğinden \”faiz
miktarının yanlış hesaplandığı\” iddiası hakkında herhangi bir değerlendirme yapılma yoluna
gidilmediği, … 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1925 Esas 2022/1027 Karar sayılı dosyasının … bu
dosya ile derdestlik bakımından aynı olmadığı, kiralayanların kira sözleşmesinin devri noktasında
rızalarının bulunduğu İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerden biri ile ispatlanamadığından
davalı borçlunun takibe konu edilen kira dönemler için kiracılık sıfatının devam ettiğinin kabulü
gerektiği, davalı borçlu, banka dekontları sunmuş ve ayrıca banka kayıtlarının getirtilmesini talep etmiş
ise de, yapılan ödemelerin kendisi adına yapıldığı yönünde bir iddiası olmadığı bilakis yapılan
ödemelerin kira sözleşmesinin devralan kişilerce yapıldığını iddia etmesi karşısında kiralayanın kira
sözleşmesinin devrine rızası bulunduğuna dair bir kayıt olmadığından yapılan ödemelerin davalı
borçlunun kira borcuna istinaden yapılmadığının anlaşıldığı, davalı borçlunun takibe konu kira
borcunun ödendiğini İİK’nın 269/c maddesi gereğince ispatlayamadığı gerekçeleriyle istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde
bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek, borca ve faize açıkça itiraz
edilerek yıllık kira bedelinin yanlış yazıldığı ve faiz hesabının doğru olmadığı belirtildiği halde bu
hususta itirazlarının olmadığından bahisle inceleme yapılmamasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu
belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini
talep etmiştir.
C. Gerekçe - Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin (örnek 13) ilamsız icra takibinde itirazın kaldırılması
ve kiralananın tahliyesi talebine ilişkindir. - İlgili Hukuk
İİK’nın 269 ve devamı madde hükümleri - Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde
yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere,
uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava
şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /4
olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte
görülmemiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2.
maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca
ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın
temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi