TCK Madde 179
(1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir .
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESI
. Hukuk Bölümü
Esas No: 2024/78
Karar No: 2024/110
Karar Tarihi: 01-04-2024
TRAFİK KAZASI TESPİT TUTANAĞININ İPTALİ İSTEMİ – İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞU GEREKÇESİYLE VERİLMİŞ BİR GÖREVSİZLİK
KARARI NİTELİĞİNDE OLMADIĞI SULH CEZA HAKİMLİĞİNCE İNCELENEBİLECEK BİR KARAR BULUNMADIĞI – BAŞVURUNUN REDDİ
ÖZET: Dava dosyalarının incelenmesinden, 28/07/2023 tarihinde davacının … ili, … ilçesi, …
Mahallesi, … Caddesi, … istikametinde 34 … 439 plakalı aracıyla seyir halindeyken, Y.S.O
yönetimindeki 34 … 7713 plakalı aracın şerit ihlali yapması sonucu davacının aracına çarptığı ve araçta
maddi hasar oluştuğu, olayda davacının kusursuz olduğu buna karşın kaza tespit tutanağının gerçeğe
aykırı düzenlendiği ifade edilerek, meydana gelen trafik kazası neticesinde … Trafik Denetleme Şube
Müdürlüğü B Bölgesi Trafik Ekipler Amirliğince düzenlenen, 28/07/2023 tarihli ve 173749 kaza sıra
numaralı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali
istemiyle ilk olarak adli yargı yerinde dava açıldığı, adli yargı yerince, “başvurunun reddine” karar
verildiği, bu kararın uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna yönelik bulunmadığı,
diğer bir anlatımla yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı, idare mahkemesi
kararının ise yargı yolu yönünden verilmiş bir görevsizlik kararı olduğu anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere,
adli yargı yeri kararının, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı
niteliğinde olmadığı, sulh ceza hakimliğince incelenebilecek bir karar bulunmadığının tespiti
niteliğinde bir karar olduğundan, adli yargı merciince verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğundan
söz edilemeyecektir. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 14.
maddesinde öngörülen koşulları taşımayan davacı vekilinin başvurusunun, aynı Kanun’un 27. maddesi
uyarınca reddi gerekmiştir.
(6100 S. K. m. 400) (2247 S. K. m. 1, 14, 27)
I. DAVA KONUSU OLAY
- Davacı vekili, müvekkilinin 28/07/2023 tarihinde … ili, … ilçesi, … Mahallesi, … Caddesi, …
istikametinde 34 … 439 plakalı aracıyla seyir halindeyken, Y.S.O yönetimindeki 34 … 7713 plakalı
aracın şerit ihlali yapması sonucu müvekkiline ait araca çarptığını ve aracında maddi hasar oluştuğunu,
olayda müvekkilinin kusursuz olduğunu buna karşın kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı
düzenlendiğini ifade ederek, meydana gelen trafik kazası neticesinde … Trafik Denetleme Şube
Müdürlüğü B Bölgesi Trafik Ekipler Amirliğince düzenlenen, 28/07/2023 tarihli ve 173749 kaza sıra
numaralı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, iptali
istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda - İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 11/08/2023 tarih ve D.İş. No. 2023/6679 sayılı kararı ile, yapılan
başvurunun reddine karar vermiş, davacı vekilinin karara itiraz etmesi üzerine İstanbul 5. Sulh Ceza
Hâkimliği 20/09/2023 tarih ve D.İş. No. 2023/8881 sayılı kararıyla itirazın reddine kesin olarak karar
vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan Karayolları Trafik
Yönetmeliği’nde, maddi hasarlı veya yaralamalı trafik kazası tespit tutanağının iptali için Sulh Ceza
Hakimliği’ne başvurulabileceğine dair hüküm bulunmamaktadır.
Maddi hasarlı, yaralamalı veya ölümlü trafik kazalarında kolluk görevlilerinin düzenlemiş olduğu
trafik kazası tespit tutanakları, bir idari yaptırım veya tedbir niteliğinde bulunmayan, durum veya delil
tespitinden ibaret belgedir. Bu belge, adli veya idari yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların
görülmesi sırasında, o mahkemelerce değerlendirilecek bir tutanak olduğundan, Sulh Ceza
Hakimliği’nden, maddi hasarlı veya yaralamalı trafik kazası tespit tutanaklarının iptalinin istenmesi
mümkün değildir.
Maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı; ileride görülecek uyuşmazlıklarda, idari bir işlemde veya
adli yargının görev alanında bir karara konu edildiği takdirde, ilgililerce idari işlemin veya adli
mercilerce verilen kararın kanun yolu incelemesinde, itirazların belirtilebileceği bir belgedir. Örneğin;
trafik kazası tespit tutanağının konusu olay, tazminat talebine konu olması halinde Hukuk
Mahkemeleri’nden, ceza davasına konu olması halinde Ceza Mahkemeleri’nden keşif, bilirkişi ve sair
delillerle tespit tutanağının ve kusur durumunun incelenmesinin talep edilebilmesi mümkündür. Yine,
henüz dava konusu yapılmamışsa kaza ile ilgili delillerin belirlenmesi maksadıyla Sulh Hukuk
Mahkemesi’nden delil tespiti talebinde bulunulması da mümkündür.
Kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümünde
delil niteliğinde olan ve kolluk tarafından düzenlenen resmi bir belgedir. Bu nedenle, ilerde görülecek
ceza ya da hukuk uyuşmazlıklarında, tespit tutanağında yazılı hususların aksi diğer delillerle ispat
edilebilir.
Bununla birlikte, herhangi bir dava ya da soruşturma konusu yapılmaması halinde, kaza tespit
tutanaklarına karşı doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/5619
Başvuru numaralı kararında; henüz dava konusu yapılmamışsa kaza ile ilgili delillerin belirlenmesi
maksadıyla delil tespiti talebinde bulunularak, maddi delillerin ve varsa tanık anlatımlarının tespiti ve
kusur durumunun belirlenmesinin istenebileceği belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ‘nun 400 ve devamı maddelerinde, delil tespiti talebi halinde
yapılabilecek işlemler belirtilmiş olup; Sulh Hukuk Mahkemesi’nce, delillerin tespiti ve buna ilişkin
bilirkişi incelemesi yapılması sonrasında, taraflar arasındaki olaya ilişkin maddi anlamda kesin hüküm
teşkil edecek nitelikte kusur belirlemesine yönelik hüküm tesis edilmesi mümkün olmayıp; ancak olaya
ilişkin bilirkişi raporu alınması ile yetinilecektir.
Bu açıklamalar ışığında; muterizin kaza tespit tutanağına itirazı üzerine başvurunun reddine karar
vermek gerekmiştir.
Benzer olaya ilişkin; Anayasa Mahkemesi’nin 2013/5619 Başvuru numaralı kararı
“Başvurucu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararına rağmen Sulh Ceza Mahkemesinin kaza tespit
tutanağının iptali talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhine bir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza
tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli
olmadığı, olayla ilgili olarak çıkacak uyuşmazlıklarda yargılamayı yapacak olan yargı yeri tarafından
kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği gerekçeleri ile talebi reddetmiştir.
2918 sayılı Kanun’un ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine göre maddi hasarlı
kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne
esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi belge niteliğindedir. Bu sebeple sonraki
bilirkişi incelemelerinde de esas alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinin tanık anlatımları
ve diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre kaza tespit
tutanaklarında 21/3/2012 tarihinden önce kusur oranına ilişkin görüş yer almaktaydı. Fakat Karayolları
Trafik Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikten sonra tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin
sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiği belirtilmekle yetinilmektedir. Öte
yandan 21/3/2012 tarihinden önce, kaza tespit tutanağında yer verilen kusur durumuna ilişkin görüşler
bilirkişi görüşü olarak kabul edilmemekte, çıkacak uyuşmazlıklarda kusur durumunun ayrıca bilirkişi
aracılığıyla saptanması gerekmekteydi. Başka bir deyişle kaza tespit tutanağı yalnızca ispat vasıtası
olarak önem taşımaktadır.
Kaza tespit tutanaklarına karşı kanunda doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmiş değildir. Uygulamada,
tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kaza tespit tutanağına
itiraz mahkemeye veya Cumhuriyet savcılığına yapılmaktadır. Ayrıca doktrinde, henüz dava söz
konusu değilse, kaza ile ilgili delillerin tespiti maksadıyla delil tespit davası açılarak, kaza yerindeki
maddi deliller ile varsa tanık anlatımlarının tespiti ve kusur durumunun belirlenmesinin istenebileceği
kabul edilmiştir (bkz. Hasan Tahsin Gökcan, Karayolları Trafik Kanununa Göre Hukuki Sorumluluk,
Tazminat, Sigorta ve Rücu Davaları, Ankara, 2014, s.1450-1465). Bundan başka Yargıtay da kaza
tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmak için yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği
sürece maddi durumu belirleyen kanıt olduğunu kabul etmektedir.
Somut olayda başvurucu, Sulh Ceza Mahkemesinden kaza tespit tutanağının iptali talebinin
reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu,
aracında oluşan zararın trafik kasko sigortasından karşılanacağını bu sebeple herhangi bir dava açmak
istemediğini, buna karşın kendisine kusur tevzi edilmesi nedeniyle bir sonraki trafik sigortasında
kazasızlık indiriminden faydalanamayacağını ve bu nedenle zarara gireceğini ileri sürmüştür.
Yukarda anlatılanlar ışığında ilk olarak, başvurucunun ileri sürdüğü Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı
uyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından kesindir ve söz konusu kararda somut
uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna karar verilmiştir. İkinci olarak
başvurucunun karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesine
dayanarak sigorta şirketinden veya karşı taraftan istemesi mümkün olduğu halde hukuk
mahkemelerinde böyle bir dava açmamıştır. Başvurucunun, açacağı böyle bir davada kaza tespit
tutanağında belirtilen kusur oranına itiraz ederek bir bilirkişi raporu ile kusur oranının yeniden tespitini
istemesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır…”şeklindedir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İtiraz edenin kaza tespit tutanağının iptali talebi, Sulh Ceza Hakimliği’nce incelenebilecek
taleplerden olmadığından BAŞVURUNUN REDDİNE,” - Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.
B. İdari Yargıda - İstanbul 2. İdare Mahkemesi 29/09/2023 tarih ve E. 2023/2151, K. 2023/2296 sayılı kararı ile,
davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 34 … 439 plakalı aracıyla 28.07.2023 günü saat:16.30-
17.00 sıralarında … İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi üzerinde seyir halinde iken, karşı yönden süratle
gelen dava dışı Y. S.O’nun sevk ve idaresindeki 34 … 7713 plakalı araçla çarpışması sonucu meydana
geldiği belirtilen kazaya ilişkin olarak … Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı B Bölgesi Trafik
Ekipleri görevlilerince tanzim edilen 28/07/2023 tarihli, 173749 kaza sıra nolu maddi hasarlı trafik
kazası tespit tutanağına itiraz edilerek, bahse konu tutanağın iptali istemiyle bakılmakta olan davanın
açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelere göre; maddi hasarlı kaza tespit tutanağı ve tarafların kusur
durumlarını gösterir raporlar, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /5
çözümüne esas olacak ve trafik görevlilerince düzenlenecek bir belge olup, idari işlem niteliği de
bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o
mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, maddi hasarlı kaza tespit tutanağına yönelik davanın
idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmamaktadır.” - Davacı vekili verdiği dilekçe ile oluştuğunu ileri sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi
istemiyle dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK - 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı
mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla
kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir…” - 2247 sayılı Kanun’un “Olumsuz görev uyuşmazlığı” başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin
tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri
kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” - 2247 sayılı Kanun’un “İncelemede izlenecek sıra” başlıklı 27. maddesi şöyledir:
“Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce
şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri
reddeder.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme - Uyuşmazlık Mahkemesinin …’ın Başkanlığında, Üyeler …, …, …, …, …, ve …’ın katılımlarıyla yapılan
01/04/2024 tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU’nun, 2247 sayılı Kanun’da
öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler
okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı … ile Danıştay Savcısı
…’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği
görüşülüp düşünüldü: - Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemelere göre, davanın taraflarınca 14. madde kapsamında
Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabilmesi için, adli ve idari yargı yerlerince, tarafları, konusu ve
sebebi aynı olan davada yargı yolu bakımından verilmiş görevsizlik kararları bulunması
gerekmektedir. - Dava dosyalarının incelenmesinden, 28/07/2023 tarihinde davacının … ili, … ilçesi, … Mahallesi, …
Caddesi, … istikametinde 34 … 439 plakalı aracıyla seyir halindeyken, Y.S.O yönetimindeki 34 … 7713
plakalı aracın şerit ihlali yapması sonucu davacının aracına çarptığı ve araçta maddi hasar oluştuğu,
olayda davacının kusursuz olduğu buna karşın kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı düzenlendiği ifade
edilerek, meydana gelen trafik kazası neticesinde … Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü B Bölgesi
Trafik Ekipler Amirliğince düzenlenen, 28/07/2023 tarihli ve 173749 kaza sıra numaralı Maddi Hasarlı
Trafik Kazası Tespit Tutanağının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istemiyle ilk olarak adli
yargı yerinde dava açıldığı, adli yargı yerince, “başvurunun reddine” karar verildiği, bu kararın
uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna yönelik bulunmadığı, diğer bir anlatımla
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 4 /5
yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı, idare mahkemesi kararının ise yargı
yolu yönünden verilmiş bir görevsizlik kararı olduğu anlaşılmıştır. - Görüldüğü üzere, adli yargı yeri kararının, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş
bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı, sulh ceza hakimliğince incelenebilecek bir karar
bulunmadığının tespiti niteliğinde bir karar olduğundan, adli yargı merciince verilmiş bir görevsizlik
kararı bulunduğundan söz edilemeyecektir. - Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesinde
öngörülen koşulları taşımayan davacı vekilinin başvurusunun, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca
reddi gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
2247 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun’un - maddesi uyarınca REDDİNE,
01/04/2024 tarihinde, OYBİRLİĞİYLE KESİN OLARAK karar verildi.