T.C.
YARGITAY

  1. Ceza Dairesi
    Esas No: 2020/17559
    Karar No: 2023/65
    Karar Tarihi: 10.01.2023
    UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK SUÇU – MAHKUM OLDUĞU UZUN SÜRELİ HAPİS CEZASI ERTELENEN SANIK HAKKINDA TCK MADDESİNDE DÜZENLENEN HAK YOKSUNLUKLARINA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİN GÖZETİLMEMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI
    ÖZET: Karar tarihi itibariyle kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararının bir hüküm olmadığı gözetilmeden “sanığın kasıtlı suçtan
    sabıkasının bulunması gözetilerek sanık hakkında CMK’nın 231/5-6. maddesindeki hükmün
    açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde yasal
    olmayan gerekçe ile hüküm kurulması, Mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık
    hakkında, TCK’nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin
    gözetilmemesi, bozmayı gerektirmiştir.
    (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 305, 310, 317) (5237 S. K. m. 7, 51, 62, 191) (5271 S. K. m. 223,
    251, Geç. m. 5) (ANY. MAH. 25.06.2020 T. 2020/16 E. 2020/33 K.)
    Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle
    değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza
    Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir
    olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı
    Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkilerinin
    bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı
    Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı
    yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Kahramanmaraş 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2015 tarihli ve 2015/537 Esas, 2015/602 Karar
    sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya
    bulundurmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci
    maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile
    cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    A. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
    verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    B. Sanığın temyiz isteği, denetime uymama kastı olmadığı, hastanede yatmış olduğu zamanda kağıt
    geldiğinden denetime uyamaması nedeniyle, kararın doğru olmadığına ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    Sanığın suç tarihinde uyuşturucu madde kullanması nedeniyle, hakkında kamu davasının açılmasının

    ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, sanığın denetime
    uymadığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
    IV. GEREKÇE
    Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip
    tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere
    dayandırıldığı, eylemi sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda
    belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazlarının
    reddine karar verilmiştir. Ancak;
    A) Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. ve 3.
    fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli
    serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi
    ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için karar
    sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, 09/09/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi
    kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının
    açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu
    ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda
    sanığın yükümlülüklerine uymaması eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
    kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması
    nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini
    beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın
    infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi
    yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
    B) Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı
    Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup,
    öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasının
    olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için
    uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya
    soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen
    tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava
    sonucunun araştırılması, bu kapsamda UYAP’ta görülen Kahramanmaraş 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin
    2013/1041 Esas, 2014/61 Karar sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde Denetimli
    Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik
    tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
    a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi
    ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile
    değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin
    kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya
    da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir
    soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın
    kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca
    “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda
    bulunulmasına karar verilmesi,
    b) Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin
    infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında
    hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan
    mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın
    191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli
    serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191.
    maddesinin 4. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin
    Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /4
    sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibariyle 6545 sayılı Kanun’la değişik
    TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile
    hüküm kurulması,
    C) Kabule göre;
    1) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel
    ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe
    giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın başlığı ile
    birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer
    alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı
    iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına
    karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer
    alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş
    dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile
    sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de
    yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma
    evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya
    aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit
    yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde
    yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi
    mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması
    gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına
    göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki
    düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza
    hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık
    lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile
    CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek
    yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden
    değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
    2) Suç tarihi olan 24/06/2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın
    191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir
    yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı
    Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak
    düzenlendiği, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle sanığın lehine olan Kanun
    maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan
    5560 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden,
    suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibariyle sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun’la
    değişik TCK’nın 191/1. maddesi gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza
    tayini,
    3) Karar tarihi itibariyle kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararının bir hüküm olmadığı gözetilmeden “sanığın kasıtlı suçtan
    sabıkasının bulunması gözetilerek sanık hakkında CMK’nın 231/5-6. maddesindeki hükmün
    açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde yasal
    olmayan gerekçe ile hüküm kurulması,
    4) Mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nun 53. maddesinde
    düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    V. KARAR
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2015
    tarihli ve 2015/537 Esas, 2015/602 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz
    Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /4
    istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği,
    Tebliğname’ye uygun olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    10.01.2023 tarihinde karar verildi

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir