Sancaktepe Boşanma Avukatı; Aile bireyleri arasındaki ilişkileri düzenlemesi ve bu ilişkilerin toplumu şekillendirmesi göz önüne alındığında bu hukuk dalı hassas ve uzmanlık gerektiren bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu hassasiyetin ve Aile Hukuku’nun öneminin farkında olan büromuz, ailevi ilişkiler alanında uzman psikologlar ve psikiyatrist kişilerden gerekli danışmanlık ve eğitimleri almak suretiyle müvekkillerine Aile Hukuku alanında hukuki ve avukatlık hizmeti vermektedir.
T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/1837
Karar No: 2022/7981
Karar Tarihi: 11.10.2022
BOŞANMA DAVASI – BOŞANMAYA SEBEP OLAN OLAYLARDA TAM KUSURLU EŞ YARARINA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA KARAR
VERİLEMEYECEĞİ – DAVACI DAVALI KADININ MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ –
HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk
derece mahkemesince “Davacı-davalı kadının, erkek eşe gönderdiği mesajların içerikleri bir bütün
halinde değerlendirildiğinde ileriye dönük planlar yapıldığı da gözetilerek bunun bir barışma
girişiminden/müzakeresinden öte erkekten kaynaklı kusurların affedildiği ya da en azından hoşgörüyle
karşılandığını gösterir nitelikte olduğu” belirtilerek kadın tam kusurlu kabul edilmek suretiyle kadının
davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar
verilmiştir. Kararı davacı-davalı kadın istinaf etmiş, bölge adliye mahkemesi kadının kusur
belirlemesine ve kendi davasının reddine yönelik istinaf talebini kabul etmiş; Kadının erkek eşe
gönderdiği mesajların barışma müzakeresi kapsamında mesajlar olup eşini affettiği anlamına gelecek
mesajlar niteliğinde olmadığından kadının erkeği affettiğinin ya da en azından hoşgörü ile
karşıladığının kabulünün mümkün olmadığı” gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun
tespitine karar vererek kadının davasının da kabulü ile boşanmanın ferileri yönünden hüküm tesis
etmiştir. İlk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacı-davalı kadının dava tarihinden
sonra eşine \” Ben seni bırakmam senin de beni bırakmayacağını biliyorum.\”, \”Seni çok seviyorum\”,
\”Çünkü biz birbirimizi seviyoruz ben Antalya’da değilim biraz zamana ihtiyaç var bazı şeyleri yoluna
koymam için ondan sonra seni buraya aldıracağım tayinini burdan bir dükkan açacağız burda
yaşayacağız iyi düşün iyi karar ver\” şeklinde mesajlar atmak suretiyle barışma girişiminin ötesinde
eşinin kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı anlaşılmaktadır. Affedilen
veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu durum
karşısında ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesince kabul edilen kusurlu davranışlarına
göre davacı -davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı
değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı
gerektirmiştir. Boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata
karar verilemez. Davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde koşulları
oluşmamıştır. O halde davacı-davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar
vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak tazminat taleplerinin kabulü doğru
bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
(4721 S. K. m. 166, 174, 175) (6100 S. K. m. 331)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince
verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından kadının davasının
kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ile kendisinin reddedilen manevi tazminat talebi
yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma
için belirlenen 11.10.2022 günü temyiz eden davalı-davacı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacıdavalı … ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara
bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar
okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece
mahkemesince “Davacı-davalı kadının, erkek eşe gönderdiği mesajların içerikleri bir bütün halinde
değerlendirildiğinde ileriye dönük planlar yapıldığı da gözetilerek bunun bir barışma
girişiminden/müzakeresinden öte erkekten kaynaklı kusurların affedildiği ya da en azından hoşgörüyle
karşılandığını gösterir nitelikte olduğu” belirtilerek kadın tam kusurlu kabul edilmek suretiyle kadının
davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar
verilmiştir. Kararı davacı-davalı kadın istinaf etmiş, bölge adliye mahkemesi kadının kusur
belirlemesine ve kendi davasının reddine yönelik istinaf talebini kabul etmiş; Kadının erkek eşe
gönderdiği mesajların barışma müzakeresi kapsamında mesajlar olup eşini affettiği anlamına gelecek
mesajlar niteliğinde olmadığından kadının erkeği affettiğinin ya da en azından hoşgörü ile
karşıladığının kabulünün mümkün olmadığı” gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun
tespitine karar vererek kadının davasının da kabulü ile boşanmanın ferileri yönünden hüküm tesis
etmiştir. İlk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacı-davalı kadının dava tarihinden
sonra eşine \” Ben seni bırakmam senin de beni bırakmayacağını biliyorum.\”, \”Seni çok seviyorum\”,
\”Çünkü biz birbirimizi seviyoruz ben Antalya’da değilim biraz zamana ihtiyaç var bazı şeyleri yoluna
koymam için ondan sonra seni buraya aldıracağım tayinini burdan bir dükkan açacağız burda
yaşayacağız iyi düşün iyi karar ver\” şeklinde mesajlar atmak suretiyle barışma girişiminin ötesinde
eşinin kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı anlaşılmaktadır. Affedilen
veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu durum
karşısında ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesince kabul edilen kusurlu davranışlarına
göre davacı -davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı
değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı
gerektirmiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik
birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit
olması gerekir. Somut olayda yukarıda 2.bentte açıklandığı üzere davacı- davalı kadının tam kusurlu
olduğu, davalı -davacı erkeğin kusurlu davranışlarının ise eşi tarafından affedildiği, en azından
hoşgörüyle karşılandığı, bu sebeple erkeğe kusur isnat edilmeyeceği anlaşılmaktadır. O halde,
mahkemece davacı davalı kadının davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna
aykırı ise de, erkeğin kabul edilen boşanma davası temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle
boşanma hükmü kesinleştiğinden, kadının boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir.
Bu durumda kadının boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Ancak, davanın
konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim,
davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin eder
(HMK m. 331/1). O halde bu husus gözetilerek davacı-davalı kadının boşanma talebi hakkında,
konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ile yargılama giderleri ve
vekalet ücreti konularında, davadaki haklılık durumuna göre (HMK m. 331/1) karar verilmek üzere
hükmün bozulması gerekmiştir.
4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer
taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Yukarıda 2. bentte
açıklandığı üzere, boşanmaya sebep veren olaylarda davacı – davalı kadın tam kusurlu olup Türk
Medeni Kanunu’nun 175. maddesi koşulları somut olayda davacı – davalı kadın yararına
gerçekleşmemiştir O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken,
yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
5-Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı -davalı kadın tam
kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda erkeğin kişilik haklarına da saldırı teşkil
eder niteliktedir. Erkek yararına TMK m. 174/2 koşulları oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal
durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı – davacı erkek yararına uygun
miktarda manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde erkeğin manevî tazminat talebinin
reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
6-Boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar
verilemez. Davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde koşulları oluşmamıştır. O
halde davacı-davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken,
hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak tazminat taleplerinin kabulü doğru bulunmamış, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4., 5. ve 6. bentlerde gösterilen sebeplerle
BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin yukarıda 1.
bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 8.400 TL. vekalet ücretinin
Gümüş’ten alınıp …’e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.
11.10.2022