T.C.
YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi
    Esas No: 2025/1537
    Karar No: 2025/3754
    Karar Tarihi: 01-07-2025
    ALACAK İSTEMİ – TARAF DELİLLERİ DEĞERLENDİRİLEREK KİRACININ
    SAHAYI TAHLİYE ETTİĞİ TARİH DE TESPİT EDİLİP SONUCUNA GÖRE
    TALEP EDİLEN HER BİR KALEM YÖNÜNDEN KARAR VERİLMESİ
    GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
    ÖZET: İlk Derece Mahkemesince; aralarında rödovans konusunda uzman bilirkişi ile sektörde faaliyet
    gösteren uzman maden mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınması,
    sözleşme hükümleri ve taraf delilleri değerlendirilerek kiracının sahayı tahliye ettiği tarih de tespit
    edilip sonucuna göre talep edilen her bir kalem yönünden karar verilmesi gerekirken, yanılgılı
    değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
    (6100 S. K. m. 369, 370)
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve
    diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar
    verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
    incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; davalı şirketin ruhsat sahibi olduğu…. maden sahasının 09.10.2015 tarihli ve 3 yıl süreli
    kira sözleşmesi ile ilk yıl için için aylık 25.000,00 TL, ikinci yıl için aylık 30.000,00 TL ve üçüncü yıl
    için için aylık 33.000,00 TL bedelle davacı tarafından kiralandığını, maden sahasının içerisinde
    bulunup madenin çıkarılması ile işlenmesi için gerekli olan tüm ekipman ve makineler ile birlikte
    sözleşme kapsamında olduğunu, sözleşmede tüm ekipmanların kullanıma hazır olduğu belirtilmesine
    rağmen çalışmaya başladıktan sonra makinelerin sağlam olmadığının, bir kısmının arızalı olduğunun
    anlaşıldığını, davalının maddi sıkıntıda olması sebebiyle masrafları sonrasında ödeyeceğini bildirmesi
    nedeniyle birçok ekipman ve malzemenin davacı tarafından yenilendiğini, bunlara dair fatura ve sevk
    irsaliyelerinin bulunduğunu, ruhsat sahibi davalı şirketin resmi kurumlara ödemesi gereken bedelleri
    ödememesi nedeniyle davacının çalışma izni alamadığını, henüz vadesi gelmediği halde kira
    ödemelerine mahsuben davalı şirkete nakit ve çek ödemeleri ile toplam 324.464,59 TL ödeme
    yapıldığını, teslim edilen çeklerin davalı tarafından maden patlatma ruhsatından dolayı borçlarının
    olduğu şirkete ciro edildiğini, maden sahasını işletmeye başlamadan yapılan masraflar ve davalı şirkete
    yapılan ödemelerle birlikte 498.500,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca davalı şirkete Ziraat Bankasına ait
    …. sayılı çekle 29.072,00 TL, …. sayılı çekle 5.000,00 TL, Akbank’a ait …. sayılı çekle 30.000,00 TL,
    65.000,00 TL, Denizbank’a ait 26.984,00 TL ve 35.000,00 TL, Garanti Bankasına ait 22.800,00 TL
    ödeme yapıldığını ancak taş kırma tesisinin faaliyete geçemediğini, davalının sözleşme ile 1 hafta
    içerisinde patlayıcı madde satın alma ve kullanıma izni belgesini almayı taahhüdünü yerine
    getirmediğini, kira bedeli işlemesine rağmen hiçbir faaliyet yapılamadığını, çıkarılan taşın %30 toprak
    ve kalker dışı malzeme içermesi sebebiyle mevcut tesiste kırılması veya beton karışım malzemesi elde
    edilmesinin mümkün olmadığını, vaad edilen ödemelerin yapılmadığını, 10.11.2016 tarihinde patlatma
    izni için davalı yetkilisi ….’ın imza vermediğini, imza karşılığında 100.000,00 TL para talep ettiğini, o
    tarihten itibaren şirketin maden sahasını kullanamadığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini,
    27.06.2017 tarihinde savcılığa asılsız bir ihbarda bulunulduğunu ve şirketin maden sahası içerisine
    girmesine izin vermediğini, tüm makine ve ekipmanlar ile sahadaki madenin davalıya kaldığını, kira
    sözleşmesinin (10.) maddesinde kira sözleşmesinde belirtilen taahhütlerin yerine getirilmemesi
    durumunda 380.000,00 TL tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını,davacının maden sahasına
    girmesine izin verilmeyerek maden sahasını işletmesi engellediğinden her ay elde edilecek kazançtan
    mahrum kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, maden sahasının 10.11.2016
    tarihinden sonra kullanılamaması sebebiyle şirketin fazladan yaptığı kira ödemesi olarak 1.000,00
    TL’nin, şirket tarafından yenlenen makine ve ekipmanların aynen teslimini ve kabul edilmediği
    takdirde makine ve ekipman bedeli olarak 1000,00 TL’nin, üç yıllık sözleşme olmasına rağmen
    10.11.2016 tarihinden sonra maden sahasının kullanılamaması sebebiyle şirketin aylık kâr kaybı olarak
    1000,00 TL’nin ve sözleşme gereği taahhüt edilen edimler yerine getirilmemekle patlatma izni
    verilmeyip madenin işlemez hale getirilmesi ile sözleşmenin feshine neden olunduğundan kira
    sözleşmesinin (10.) maddesi uyarınca 380.000,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi
    ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili; davacı iddialarının doğru olmadığını, aksine davalının zarara uğratıldığını, davacının
    davasında kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 09.10.2015 başlangıç tarihli ve 3
    yıl süreli kira sözleşmesinin 28.04.2017 tarihinde feshedildiği, sözleşme tarihinden önceki ödemelerin
    kira sözleşmesi nedeniyle yapılmış ödemeler olmadığı, iadesi talep edilebilecek kira bedelinin
    55.049,15 TL olduğu, makinalar hali hazırda mevcut olmadığından aynen teslimi talebinin reddi
    gerektiği, davacıya ait olan makine bedelinin dava tarihi itibariyle 478.392,19 TL olduğu, tanıkların
    davacı tarafça makina alımı yapıldığına dair beyan ettikleri, sözleşmede davalıya ait olan ve kiracıya
    teslim edilen makinaların kalem kalem sayılmadığı ve makinalara ilişkin faturaların davacı tarafça
    sunulduğu gözetildiğinde makinaların davacıya ait olduğu, Enerji Ve Tabii Kaynaklar Başkanlığının
    23.11.2018 tarihli yazı cevabına göre işletme ruhsatının 06.10.2015 tarihinde düzenlendiği ancak
    henüz işletme izninin düzenlenmediği, maden sahasının faaliyete geçmesi için gerekli işlemi yapma
    yükümlülüğünün davalı kiraya verende olduğu, davalı kiraya verenin kiralanan maden ocağının
    faaliyeti için gerekli patlatma izinlerini almadığı, sözleşmenin gereklerinin kiraya veren tarafından
    yerine getirilmediği, ayıp ihbarında bulunulmasına rağmen akde aykırılığın giderilmediği, davacı
    kiracının feshi haklı olduğundan cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı tarafın kira sözleşmesine
    konu yeri kullanması mümkün olmadığından yapılan işlemin fesih değil dönme iradesine ilişkin
    olduğu, sözleşmeden dönme halinde menfi zarar kapsamında yapılan masrafların tazmini talep
    edilebilir ise de aynı anda müspet zarar talep edilmeyeceğinden kâr kaybının istenemeyeceği, keşif
    sonucu alınan bilirkişi raporu ile sahada işlenmemiş ürün bulunmadığı ve işlenmemiş ürün stok
    alanının boş olduğu belirlenmekle sözleşmenin fesih edildiği tarihte üretim yapıldığına dair bir tespit
    olmadığı, davacı tarafça maden sahasında kırılmış elenmiş taşların kaldığı ispat edilemediği
    gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile fazla kira bedeli ödemesi 55.049,15 TL’nin 1.000,00 TL’sinin
    dava, 54.049,15 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile
    davacıya verilmesine, makine ve ekipmanların aynen teslimi talebinin reddine, makine ve ekipman
    bedeli 478.392,19 TL’nin 1.000,00 TL’sinin dava, 477.392,19 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren
    işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kira sözleşmesinin (10.) maddesi uyarınca
    380.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
    fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin
    vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
    taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz
    edilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı vekili; davanın tam kabulünün gerektiğini, maden ruhsatı davalı adına olduğundan resmi
    işlemlerin yürütülmesi için talep edilen paraları ödemek zorunda kaldığını, enflasyon sebebiyle
    yeniden rapor alınarak makinaların güncel bedelinin verilmesi gerektiğini, makinaların bazılarının
    mevcut olup bilirkişi fotoğraflarında dahi bulunduğundan aynen iade hükmü kurulması gerektiğini,
    kira sözleşmesi geçerli ve hatta sahada çalışma yapılmasına rağmen sözleşmenin işletme izni
    alınmadığından baştan geçersiz olduğu gerekçesiyle kâr kaybı reddinin hatalı olduğunu, davalıya
    sözleşme öncesi yapılan ödemelerin tamamının sözleşmenin kurulması için yapıldığını ve bunların
    iadesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
    2.Davalı vekili; ocağın işletilmesi için tüm belgelerin mevcut olduğunu, Mahkemece bu hususun
    incelenmediğini, patlatma ruhsatını davacının alması gerektiğini, makina ayıpları için yapılan bir
    bildirim olmadığını, işletme izninin sunulan belgelerden de görüleceği üzere 2028’e kadar
    bulunduğunu, sözleşme öncesi ödemelerin önceki ticari ilişkilerinden kaynaklı olduğunu, davacının
    devlet hakkını dahi ödemediğini, sigortasız işçi çalıştırdığını, sözleşme yükümlülüklerini yerine
    getirmediğini, tanıklarının dinlenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep
    etmiştir.
    B. Gerekçe ve Değerlendirme
    Uyuşmazlık, kiracının kira sözleşmesini feshinden kaynaklı alacak ve cezai şart bedeli ile tazminat
    istemine ilişkindir.
    1.Taraflarca imzalanan, 09.10.2015 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli rödovans sözleşmesinin (3.)
    maddesinde; işletmeci kiracının, ruhsatın yürürlükte kalması için gerekli teknik yükümlülükleri yerine
    getireceği, patlayıcı ruhsatının yenilenmesinden sonra kira bedelinin ruhsat sahibi kiraya verene
    ödenmeye başlayacağı ve ruhsat tarihinden sonra doğacak devlet hakkı vb. sorumlulukların kiracıya ait
    olduğu belirtilmiş, (7.) maddesinde \”İşletmeci yapılacak olan 2(A) Grup 200705715 Ruhsatlı sahayı
    inceledi ve KALKER (TAŞ)’ı beğendi. Çalışmaya uygun olduğuna karar verdi.\”, (10.) maddesinde
    \”Taraflar arasında yapılan bu sözleşmede sözleşme süresince taraflardan birinin cayması ve
    taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 380.000,00 TL ödeme yapmak zorundadır.\”,
    (12.) maddesinde \” Taş kırma ve eleme tesisi kiranın içine dahil olup kiracı tarafından iş sonu çalışır
    vaziyette teslim edilecektir. Tesisteki Ekiz elekler ve 150’lik tersiyer ve 1 adet 20 m2’lik bant kiracıya
    aittir.\” hükümlerine yer verilmiş olup, sözleşme tacir olan tarafları bağlayıcıdır. Davacı kiracı basiretli
    davranmakla ve faaliyet göstereceği yer için gerekli inceleme ve araştırmaları yapmakla yükümlü olup,
    sözleşmenin (7.) maddesinde açıkça kiracının sahayı incelediği, çalışmaya uygun olduğuna karar
    verdiği, (12.) maddesinde ise taş kırma ve eleme tesisinin kiracı tarafından çalışır vaziyette kiraya
    verene teslim edileceği ifade edilmiştir. Yine kira ödemelerinin patlayıcı ruhsatı alındıktan sonra
    başlayacağı düzenlenmiş, davalı taraf gerekli belgelerde eksiklik olmadığını savunmuştur. Davacı
    taraf, dava dilekçesi ve dahi temyiz dilekçesinde kiralanan maden sahasını teslim aldığını beyan etmiş
    olup kira sözleşmesinin 09.10.2015 başlangıç tarihli ve fesih bildiriminin 28.04.2017 tarihli olduğu
    gözetildiğinde, sürekli edim borcu doğuran kira sözleşmesinden dönmeden bahsedilemeyecek olup,
    davacı tarafından kiralananın ne zaman tahliye edildiğinin tespit edilmesi ve sözleşme hükümleri
    dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ile fesih ihtarnamesi tarihi esas
    alınarak ve karar içinde hem sözleşmeden dönme hem de sözleşmenin feshinden bahsedilmek suretiyle
    gerekçe içinde çelişki de oluşturularak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; aralarında rödovans konusunda uzman bilirkişi ile
    sektörde faaliyet gösteren uzman maden mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden
    rapor alınması, sözleşme hükümleri ve taraf delilleri değerlendirilerek kiracının sahayı tahliye ettiği
    tarih de tespit edilip sonucuna göre talep edilen her bir kalem yönünden karar verilmesi gerekirken,
    yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  2. Bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek
    görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
  3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin
    Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi
    uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
  4. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun’un 37. maddesi uyarınca BOZULMASINA
  5. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer
    olmadığına,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir