- Serhan Akkoyun
- MAKALE
- Şubat 28, 2023
Sancaktepe Miras Avukatı olarak, vasiyet ve miras sözleşmelerinin düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi, mirasın reddi, tasarrufların iptali, tereke tespiti, izale-i şüyuu, ecri misil ve benzer diğer miras uyuşmazlık ve davalarına yönelik müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.
Sancaktepe Miras Avukatı, miras hukuku ile ilgili her türlü konuda yetkinliğe sahip olan ve anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alan kişidir. Miras avukatı, bu alanda davalarda tecrübe sahibi olan ve bu alanda kendisini yetiştirmiş avukatlar içinde yer alır. Miras işlemlerinde teorik bilginin yanında tecrübeye de bakılır. Miras, ölen kişinin yasal varislerine bıraktığı malların toplamı olarak tanımlanır. Miras hukuku da bir kişinin ölümü sonrasında mal varlığının kimlere ve ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen özel hukuk dalıdır. İşte miras avukatı da miras hukukunu ilgilendiren her türlü davada ilgili kişilere yol gösteren, olası anlaşmazlıklarda çözüm için etkin rol alan avukattır. Bu avukatlar, müvekkillerinin oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle görevlidir. Miras avukatı aynı zamanda vasiyetname hazırlama noktasında da kendine danışanlara yol gösterir.
T.C.
YARGITAY
- Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/5432
Karar No: 2021/1056
Karar Tarihi: 23.09.2021
VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI – YAPILAN YARGILAMAYA TOPLANAN DELİLLERE VE DOSYA İÇERİĞİNE GÖRE TEMYİZ OLUNAN KARARDA YAZILI GEREKÇELERE VE ÖZELLİKLE DELİLLERİN TAKDİRİNDE BİR İSABETSİZLİK BULUNMADIĞI – KARARIN ONANMASI
ÖZET: Davanın reddine dair verilen …/…/… tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı
tarafından talep edilmiştir. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan
reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan
temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek
gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, temyiz olunan
kararda yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde
olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının
onanmasına, karar verilmiştir.
(6100 S. K. m. 370)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.01.2018 tarihinde verilen dilekçeyle
vasiyetnamenin tenfizi talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen
08.01.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı tarafından talep edilmiştir. … Bölge
Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı
tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, temyiz olunan kararda yazılı
gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan
temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının
ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, dosyanın İLK DERECE
MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
23/09/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı … mevcut davanın öncesinde… 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasında
vasiyetnamenin tenfizi talebi ile açtığı davada 19.01.2018 tarihli dilekçesi ile “davamdan gördüğüm
lüzum üzerine feragat ediyorum” beyanında bulunmuş ve 27.03.2018 tarihli son duruşmada
mahkemece bu beyan esas alınarak, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak elimizde bulunan temyize konu dava yönünden yapılan değerlendirme de ise, davacının aynı
taleple… Sulh Hukuk Mahkemesine 24.01.2018 tarihinde başvurduğu, mahkemece 2018/136-258
Karar sayılı ilam ile görevsizlik kararı verildiği, kararın temyiz edilmemesi üzerine dosyanın… 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/219 Esasına kayıt edildiği ve iş bu dosyada yapılan yargılamada
ise, mahkemece ilk kesinleşen dosya esas alınarak, davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine
karar verildiği, bilahare kararın istinaf edilmesi sonucu son kararın … Bölge Adliye Mahkemesi 1.
Hukuk Dairesince 2019/625-2021/287 sayılı ilam ile tesis edilip istinaf başvurusunun esastan reddine
dair karar oluşturulduğu açıktır.
Davacımız gerek ilk kesinleşen dosyada gerekse gelişmeleri bir önceki paragrafta açıklandığı üzere,
feragat dilekçesinin hataya musteniden düzenlendiğini, gerçek iradesinin hakkın özünden vazgeçmek
değil, bir devlet kuruluşunun isteği doğrultusunda açacağı yeni dava için, ilk davayı geri almak-takip
etmemek olduğunu ısrarla birden fazla açıklama dilekçesi ile anlatmaya çalıştığı; ancak bu
açıklamalarının hiç bir aşamada mahkemelerce sağlıklı olarak değerlendirilmediği açıktır.
Davacı kendisini yönlendiren, yanıltan kurumun T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğü olduğunu belirtmiş ve buna dair belgeyi de bütün aşamalar da sunmuştur.
18.08.2017 tarihli Tapu Dairesi Başkanı tarafından, davacı asile gönderilen yazının son bölümünde
“Tapu Sicil Tüzüğünün 20/b maddesine istinaden Sulh Hukuk Mahkemesinden alınacak vasiyetin
tenfizi kararı getirtilmesi “ibaresi yer almakta olup; esasen bu yazının tebliğ tarihi belli olmamakla
birlikte, davacının bu yazıya güvenerek ilk davasını takipten vazgeçip, kısa zamanda Sulh Hukuk
Mahkemesinde dava açtığı açıktır. Davacının gerçek amacının hakkına kavuşmak olduğu ve bu gaye
ile yeterli bilgi ve tecrübesi olmadığı için “Feragat” anlamında el yazılı dilekçe verdiği açıktır. Çünkü
ilk dilekçeyi verdikten 5 gün sonra aynı taleple 2. davayı açmış ve hatta ilk dosyada duruşma öncesi
verdiği dilekçe yönünden hatasını fark ederek, duruşma sırasında feragatten vazgeçtiğini açıklamasına
rağmen mahkemece bu husus dikkate alınmayarak davanın reddine karar verildiği açıktır.
Davacımızın Avukatının bulunmadığı gibi, bütün dilekçelerinin el yazılı olduğu, muhtemelen çevreden
aldığı eksik bilgilerle dilekçeler düzenlendiği ve sürekli olarak bu hatayı anlatmaya çalıştığı, ısrarla
hakkın özünden vazgeçmediği anlatımları olduğu halde mahkemelerce detaylı beyanının alınmadığı,
delilleri hususunda bilgilendirilmediği, bir anlamda yalnız başına kaldığı açıktır.
HMK. 31. maddesinde açıklandığı üzere hakimin aydınlatma ödevi bulunduğu; eksik, belirsiz veya
çelişik durumları gidermek yükümlülüğü altında bulunduğu açıktır. Ayrıca temelinde insan onuru
bulunan hukuki dinlenilme hakkı yönünden bakıldığında da, doğru karar verilmesi yönünden de
davacının taleplerinin, meramının yeterince açıklattırılmadığı, gerekli özenin gösterilmediği dosyanın
bütün aşamalarında gözükmektedir.
Bu açıklamalar ışığında olaya bakıldığından davacı esasen feragatın feshi- iptalini talep etmiş, ancak
meramını bir türlü anlatamamıştır. İptal talepleri yerleşik uygulamaya göre ilk davada, ikinci dava
içinde ve son olarak ayrı bir dava açılarak ileri sürülebilir. Davacımız ilk davada dönme fesih iradesini
bildirmiş ancak değerlendirilmemiştir. Açmış olduğu 2. tenfiz davasında da hataya dayalı feragatın
feshi talebini iletmesine rağmen gerek ilk derece mahkemesi ve gerekse istinaf süreçlerinde bu konuda
yeterli inceleme yapılmamış, bilgilendirilmemiş ve aydınlatılmamıştır.
T.B.K madde 30 ve devamında irade bozuklukları ve sonuçları açıklanmış olup, neticeden davacının
feragata ilişkin dilekçesinin esasen davayı geri almaya ilişkin bulunduğu, gerçek anlamda H.M.K
309/4 maddesinde belirtildiği üzere feragat anlamını taşımadığı açık bulunmakla, mahkemece bu husus
değerlendirilip feragatın feshi talebinin kabulü ile davanın esasına ilişkin delillerin toplanarak sonuca
ulaşılması gerekirken, usulden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç olarak mevcut dosyada, temyiz talebinin kabulü ile istinaf kararının kaldırılarak ilk derece
mahkemesinin “davanın usulden reddine” ilişkin kararının bozulmasına karar verilmesi görüşünde
olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddi ile kararın onanması kararına katılamıyorum