Rücuen tazminat istemiyle açılan davalarda görevli yargı yerinin belirlenmesi konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi uygulaması önem arzetmektedir.
Zira Yüksek Mahkeme uygulamasının bilinmesi ile hem davacının görevsiz yargı yerinde zaman kaybetmesi hem de mahkemelerin iş yükünün gereksiz
yere artması önlenmiş olacaktır. Rücuen tazminat istemleri değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu tür istemler, örneğin, zarara uğrayana zararını ödeyen. sigorta şirketinin daha sonra zarara sebebiyet veren idareye rücu etmesi; zarara uğrayana zararını ödeyen idarenin daha sonra bu zarara sebebiyet veren idareye rücu etmesi
şeklinde olabilmektedir. Rücuen tazminat istemiyle açılan davalarda, görevli yargı yerine bağlı olarak, dava adı da değişmektedir. Bu tür davalar adli yargıda
görüldüğünde “rücuen tazminat davası”; idari yargıda görüldüğünde ise “tam yargı davası” adını almaktadır.
T.C.
Bölge Adliye Mahkemesi
Ankara 27. Hukuk Dairesi
Esas No: 2023/17
Karar No: 2023/336
Karar Tarihi: 22-03-2023
RÜCUEN ALACAK DAVASI – ÖDEME TARİHİNDEN İTİBAREN DAVA TARİHİNE KADAR ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN DOLMAMIŞ OLMASI
NEDENİYLE İTİRAZIN REDDİ GEREKTİĞİ TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE AÇIKÇA ÜÇÜNCÜ KİŞİYE VERİLEN ZARARIN
SORUMLULUĞU YÜKLENİCİYE AİT OLACAĞI – İSTİNAF İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ
ÖZET: TBK’nın 471. maddesine göre yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini
gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğu, davalı cevabında öncelikle zamanaşımı ve
husumet itirazlarında bulunmuş ise de davanın sözleşme ilişkisine dayanması davalıların sözleşmenin
tarafı olması dolayısıyla husumet itirazları, ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar zamanaşımı
süresinin dolmamış olması nedeniyle de bu itirazın reddi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede
açıkça üçüncü kişiye verilen zararın sorumluluğu yükleniciye ait olacağı açık olduğundan davacı
tarafından üçüncü kişilere ödenen tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen ödeme tarihinden
itibaren işleyecek avans faizi ile rücuen talep edilebileceğine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle,
davanın kabulü ile 17.795,39 TL’nin 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte
davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece
dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar
verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki
değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince
kararın gerekçe kısmında davacının ödeme tarihinden itibaren faiziyle talep edebileceği açıkça
belirtilmiş olup, ödeme tarihinin 24.11.2017 olduğu dosya kapsamı ve taraf beyanları ile sabit olmakla,
hüküm fıkrası 1 nolu bendinde 24.10.2017 tarihinin yazılmasının maddi hataya dayalı olup mahkemece
her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın
353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(6098 S. K. m. 471) (6100 S. K. m. 353, 355)
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak
istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar
vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya
gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Dava dışı … tarafından … Hızlı Tren Projesi kapsamında yürütülen faaliyetler sırasında
kendisine ait taşınmaza toprak, moloz, taş, hafriyat dökmek suretiyle müdahalede bulunulduğu, bu
müdahale sonucunda taşınmazın el atılan kısmının kullanılamaz hale geldiğinden bahisle müvekkili
aleyhine Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/235 Esasına kayden “Kamulaştırmasız El Atma
Nedeniyle Tazminat” davası açıldığını, söz konusu dava sonucunda 30/12/2014 tarihli karar ile
davanın kısmen kabulüne karar verilerek 8.160,92TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava
tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine hükmedildiğini, kararın bu
şekilde kesinleştiğini ve karara ilişkin yapılan icra takibi üzerine müvekkilince Polatlı İcra
Müdürlüğü’nün 2017/3668 sayılı dosyasına 24.11.2017 tarihinde toplam 17.795,39TL ödeme
yapıldığını, ancak dava konusu edilen kamulaştırmasız el atma fiilinin davalı yüklenici firma …
Müşterek Teşebbüsünce gerçekleştirildiğini, yapılan sözleşmenin sigorta başlıklı 12.maddesine göre
ödenen bu miktardan davalı ortaklığın sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak
kaydıyla 17.795,39TL alacağın ödeme tarihi olan 24/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi
ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ….AŞ vekili: Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğuna ilişkin hukuki
nitelendirilmesini kabul etmediklerini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacının hem taşınmazın
maliki, hem de zarara karşılık ödediği paranın da sahibi olmak istediğini ki hukuken sebepsiz
zenginleşme yasağı bulunduğundan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2012/235 Esas sayılı
davanın davacı … aleyhine açıldığını ve müvekkiline davanın ihbar da edilmediğini, eldeki davada
müvekkiline husumet düşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya dayanak teşkil eden
davanın tümüyle kamulaştırmasız el atmaya dayalı bir dava olduğunu, ortak girişimin davacı …’nin
seçtiği yerde ve onaylı projesine uygun biçimde kendisine verilen talimatları eksiksiz ve hatasız olarak
uyguladığını, davacı tarafça dayanılmaya çalışılan sözleşmenin sigorta başlıklı 12.maddesinin davaya
konu edilen olaya uygulanabilmesine olanak bulunmadığını, talep edilen ticari faize de itiraz
ettiklerini, üçüncü şahsın alacağını geç ödeyen davacının temerrüdünden iş ortaklığının sorumlu
tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca iş ortaklığına bildirim yapılmadığından temerrüdün de
gerçekleşmediğini belirterek davanın zamanaşımı, husumet yokluğu ve esas bakımın da reddine karar
verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında, sözleşmenin ifası nedeniyle
üçüncü kişiye ödenen tazminatın yükleniciden rücuan tahsili istemine ilişkin olduğu, Polatlı 1.Asliye
Hukuk Mahkemesinin 2012/235 Esas sayılı dosyasında … Genel Müdürlüğü aleyhine üst geçit
yapılması sözleşmesinin ifası kapsamında yapılan çalışmada taşınmazlara, moloz yığmak, baraka
yapmak gibi nedenlerle taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek açılan kamulaştırmasız el
koymadan kaynaklı tazminat davasında yargılama sonucunda toplam 8.137,47 TL tazminatın davalı …
İşletmesi Genel Müdürlüğünden tahsiline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine söz konusu
davanın davacısı tarafından Polatlı İcra Dairesinin 2017/3668 sayılı icra dosyasında icra takibi
başlatıldığı, icra dosyasına borçlu tarafından 24/10/2017 tarihinde toplam 17.795,39 TL ödeme
yapıldığı, davacı … ile davalı … Ortak Girişimi arasında akdedilen sözleşmeye göre konusu işin
gerçekleştirilmesi ve kullanma sırasında mevcut mülk ve şahısları ilgilendiren tüm zararlardan
tazminatlardan bilumum masraflardan, taleplerden ve hasarlardan davalı ortak girişim sorumlu olacağı
ve bu hususlardan dolayı …’den hiçbir talepte bulunmayacağı, uyuşmazlığın kesinleşmiş mahkeme
ilamı uyarınca iş sahibi tarafından zarar görene ödenen tazminatın sözleşme ve yasal düzenlemeye göre
asıl sorumlusunun belirlenmesi noktasında olduğu, eser sözleşmesine ilişkin TBK’nın 471. maddesine
göre yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa
etmek zorunda olduğu, davalı cevabında öncelikle zamanaşımı ve husumet itirazlarında bulunmuş ise
de davanın sözleşme ilişkisine dayanması davalıların sözleşmenin tarafı olması dolayısıyla husumet
itirazları, ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmamış olması
nedeniyle de bu itirazın reddi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça üçüncü kişiye verilen
zararın sorumluluğu yükleniciye ait olacağı açık olduğundan davacı tarafından üçüncü kişilere ödenen
tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile
rücuen talep edilebileceğine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 17.795,39
TL’nin 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve
müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: İşbu davanın dayanağını teşkil eden, Polatlı 1. Asliye
Hukuk Mahkemesinin 2012/235 E sayılı dosyası ile açılmış olan kamulaştırmasız el atma nedeniyle
alacak davasının doğrudan ve yalnızca davacı … aleyhine açılmış bir dava olduğunu ve davanın
müvekkillerine ihbar da edilmediğini, böylelikle müvekkilinin talepten işbu davanın açılması ile
haberdar olduğundan savunma hakkından mahrum bırakıldığını, davada müvekkillerinin husumetinin
bulunmadığını, … sayılı parselinin 6213,81m2lik bölümünün … tarafından 2004 yılında
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /4
kamulaştırılması sonucunda … adına kayıtlı olması gereken ve sehven … adına kayıtlanan, sonrasında
açılan dava ile tekrar … adına tescil edilen davaya konu 2125 sayılı parsele … tarafından el atılmış
olması nedeniyle açılmış bir dava olduğunu, yapılmış olan bir kamulaştırma sonucunda yan parselin de
sehven … adına kayıt edilmesi ve …’nin burada bir baraka yaptırması neticesinde, davacı şahsın 2004
yılında uğradığını beyan ettiği zarar nedeniyle müvekkili ortaklığın sorumlu tutabilmesinin olanaklı
bulunmadığını, …’nin söz konusu davanın hiç bir aşamasında zarardan …’nin sorumlu olmadığı, iş
ortaklığının tren projesi çerçevesinde sorumlu olduğu şeklinde bir itiraz ya da savunmada da
bulunmadığını, davada yalnızca belirlenen zarar bedellerine itiraz edildiğini, kabul anlamına gelmemek
üzere 2012/235 E sayılı davada hüküm altına alınan miktarın süresinde ödenmemesi nedeniyle de
zararın artmasına sebebiyet verildiğini, kararın 30.12.2014 tarihli olduğu, …’nin ise icra dosyasına
24.11.2017 tarihinde, 17.795,39 TL olarak ödediğini, toplamda 8.317,00 TL eden ve hatalı mülkiyet
tescili nedenine dayandığı açık olan bu nedenle bekletilmesinde yarar bulunmayan bir miktarı 3 yıl
sonra ödeyerek, zararın artmasına sebebiyet verildiğini, mahkemece bu konuda değerlendirme
yapılmadığını, mahkemenin davaya dayanak teşkil eden Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
dosyasının incelenmesinde gelen belgelerin pek çok eksikliği olmasına rağmen mahkemenin
müvekkilince ileri sürülen hiç bir iddiayı inceleme gereği duymadığını, dosyayı bilirkişi incelemesine
de göndermediğini. dosyadaki yetersiz belgelere ve bu konudaki iddialarına rağmen, kamulaştırma
nedenine dayandığı tartışmasız olan durum karşısında mahkemenin bilirkişi incelemesi yapılmasına da
gerek duymaksızın ve hiçbir araştırma yapmaksızın, davacının dilekçesini yeterli bulduğunu, hatta faiz
konusunda davacının talebini de eksik bularak bu talebi de aşar nitelikte bir karar vermekte sakınca
görmediğini, hükmün bu yönü ile de HMK’ya açıkça aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı
ile talebin ayrıca zamanaşımına da uğradığını, işbu davaya dayanak olan Polatlı 1. Asliye Hukuk
Mahkemesinde açılan ve konusu kamulaştırma olan davanın tarihinin 28.05.2012 ve hükmün
30.12.2014 tarihli olduğunu, davacı tarafın eldeki davayı 03.04.2018 tarihinde açtığını ve davanın eser
sözleşmesinden kaynaklanan alacak olarak nitelendirildiğini, taraflar arasında imzalanmış sözleşme ile
hiçbir ilgisi bulunmayan talebin TBK’nun 471.maddesine sokulmaya çalışıldığını ve böylelikle 10
yıllık zamanaşımının işletilmeye çalışıldığını, bu nitelemenin her yönü ile hukuka aykırı olduğunu,
davaya konu talebin mahkeme hükmünde belirtilen TBK’nun 471.maddesiyle hiçbir ilgisi
bulunmadığını, davaya dayanak mahkeme hükmünün tümü ile kamulaştırmaya dayalı olup,
müvekkilinin eda etmiş olduğu iş ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını, kamulaştırmadan kaynaklı
zararların da söz konusu maddeye dayandırılmasının olanaklı olmadığını, …’nin dava dilekçesinde
atıfta bulunduğu taraflar arasındaki sözleşmenin Sigorta başlıklı 12.maddesinin davaya konu edilen
olaya uygulanabilmesinin de olanaklı olmadığını, yine bu kapsamda sözleşme konusu işin sözleşmeye
uygun tamamlanarak teslim edildiğini, idarece kesin kabullerinin de yıllar önce yapıldığını, ayrıca
Sözleşmenin Yürütülmesi ve Yüklenicinin Sorumluluğu başlıklı 3.maddenin 6.fıkrasında herhangi bir
işin icrasına geçmeden önce, idarenin onayının alınmasının hüküm altına alındığını, kamulaştırmasız el
atmalardan yükleniciyi sorumlu tutmanın olanaklı olmadığını, ayrıca söz konusu kamulaştırmaların
yapılma nedeni olan hızlı tren projesinin hazırlanması ve yer tesliminin doğrudan iş sahibi olan …
Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığını, müvekkili Ortak Girişimin bu projenin nerede uygulanacağı
konusunda hiçbir inisiyatif kullanmadığını, müvekkili Ortak Girişimin, … tarafından onaylı projeye
uygun biçimde, idarece teslim edilen çalışma sahasında ve aplikasyonu dahi yine idare tarafından
gerçekleştirilen bir projede, yüklenici olarak kendine verilen talimatları eksiksiz ve hatasız olarak
uyguladığını, müvekkilinin buradaki yüklenici sorumluluğu ile işin kendisinden zorunlu olarak
kaynaklanan ve bu nedenle tümüyle iş sahibine ait olan sorumluluğu birbirine karıştırmaya çalışmanın
hukuka uygun olmadığını, idare tarafından dosyaya sunulan ve aynı nitelikte olduğu idare lehinde
sonuçlandığı belirtilen dosyaların da, huzurdaki kamulaştırmasız el atama davası ile bir ilgisinin
bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle 3. şahıs alacağını geç ödeyerek alacağı
haksız yere çoğaltan davacı kurum temerrüdünden müvekkili iş ortaklığının sorumlu tutulmasının
mümkün olmadığını, ayrıca bu ödemeye 24.11.2017 tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin de
müvekkiline bu yönde bir bildirim yapılmamış ve temerrüdün gerçekleşmemiş olması karşısında,
olanaklı bulunmadığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından davaya konu alacak
için yasal faiz ödendiğini, müvekkilinden ticari faiz talep edilmesi hukuka uygun olmadığı gibi
mahkemenin davacı kurumun ödeme yaptığı tarihi de bir ay öne çektiğini ve hükmü 24.10.2017
tarihinden itibaren işleyecek avans faizi olarak arttıracak şekilde kurduğunu, hükmün bu yönü ile de
gerek temerrüt oluşmadan faize hükmedilmesi, gerekse de davacı talebinden de fazlaya karar verilmiş
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /4
olması yönleri ile de hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın
kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 355. madde hükmü uyarınca
istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup
olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal
düzenlemelere uygun karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında
mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı
ve özellikle mahkemesince kararın gerekçe kısmında davacının ödeme tarihinden itibaren faiziyle talep
edebileceği açıkça belirtilmiş olup, ödeme tarihinin 24.11.2017 olduğu dosya kapsamı ve taraf
beyanları ile sabit olmakla, hüküm fıkrası 1 nolu bendinde 24.10.2017 tarihinin yazılmasının maddi
hataya dayalı olup mahkemece her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin
istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi
gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.215,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 304,00
TL harcın mahsubu ile bakiye 911,60 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazine’ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödenen başvuru
harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere
22.03.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi