Yağma Suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunun ikinci kısmında yer alan onuncu bölümünde “malvarlığına karşı suçlar” başlığı altındaki maddeler içerisinde düzenlenmiştir. Kanun içerisinde yağma başlığı altında hükümlere yer verilirken bir de yağmanın nitelikli halinin hükümleri düzenlenmiştir. Yağmaya bir kişinin bir başkasını tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim etmesini veya malın alınmasına karşı koyulamamasına mecbur kılınması olarak kanunda yer verilmiştir. Yağma içerisinde yer alan bu tehdit kişinin kendisine veya yakınına karşı ileri sürülmüş olabilir. Bu ileri sürülen tehdit kişinin kendisinin veya yakınının hayatına vücuduna veya bu kişinin kendisinin veya yakınının cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğine dair olabilir. Bununla birlikte bu tehdit mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağına yönelik olabilir. Bu tür tehditlerde bulunarak veya cebir kullanarak bir malın teslim edilmesine veya malın alınmasına karşı koyamama ya mecbur bırakılmasına zorlayan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bir kişinin bir başkasına karşı cebir veya tehdit kullanarak bu kişinin kendisini veya bir başkasından borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye mecbur etmesi durumunda aynı ceza verilir. Bununla birlikte kişiyi böyle bir senedin alınmasına karşı koyamamaya, İleri bir zamanda böyle bir senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir sildim ha içmeye veya imhasına karşı koyamamaya zorlama halinde yine aynı ceza verilir. Eğer mağdur olan kişi herhangi bir vasıta ile kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hale getirilirse bu yağma suçunda cebir sayılır. Yalnız şunu 5237 sayılı Türk ceza kanununda nitelikli halinin bulunduğunu söylemiştik. Yağma suçunun nitelikli halde işlenmesi için bazı hallerin varlığı gerekir. Eğer yağma suçunu işleyen kişi bu suçu silah ile işlerse nitelikli yağma durumu söz konusu olur. Bununla birlikte bu kişi kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, Birden fazla kişi tarafından birlikte, Yol kesmek suretiyle ya da konutta iş yerinde veya bunun eklentilerinde, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı, var olan ve varsayılan örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle, Bir suç örgütüne fayda sağlamak amacıyla ve gece vaktinde işlenirse yağmanın nitelikli hali söz konusu olur. Yağma suçunun nitelikli hali ile işlenmesi halinde suçu işleyen kişi hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası hükmolunur. Eğer yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunu neticesinde gerçekleşecek olan ağırlaşmış hallerin bulunması halinde ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin olan hükümler uygulanır.

T.C.
YARGITAY

  1. Ceza Dairesi
    Esas No: 2024/1610
    Karar No: 2024/5609
    Karar Tarihi: 06-05-2024
    NİTELİKLİ YAĞMA SUÇU – AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ UYARINCA VEKALET ÜCRETİ TAKDİR EDİLMESİ MÜMKÜN
    BULUNMADIĞINDAN MAHKEMECE KURULAN HÜKÜMDE BİR İSABETSİZLİK BULUNMADIĞI – HÜKMÜN ONANMASI

    ÖZET: 5271 sayılı Yasa gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafilere
    21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari
    Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün
    bulunmadığından Mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmeyip Baro tarafından
    görevlendirilen katılan vekilinin bu husustaki temyiz istemi yerinde kabul edilmemiştir.
    (5271 S. K. m. 3, 4, 150, 168, 288, 294, 301, 333) (5320 S. K. m. 13, 14)
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, “Temyiz, ancak
    hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlı
    uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin, “Temyiz eden, hükmün neden
    dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak
    hükmün hukukî yönüne ili kin olabilir.” ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin, “Yargıtay, yalnız
    temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ili kin noksanlardan kaynaklanmışsa,
    temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de
    gözetilerek, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan
    incelemede;
    21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari
    Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Kanun
    gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik
    istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ”Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168 inci
    maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un
    “müdafi ve vekil ücreti” başlıklı 13 üncü maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu
    sonuca varılmaktadır.
    Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest
    avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen
    tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usul kuralları anayasa ile
    teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla
    düzenlenebilirler.
    İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir
    düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usul
    mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin düzenleme ya
    da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Kanun’un
    150/1, 3, 4 ve 333 üncü maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve
    Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet
    Bakanlığının düzenleme yapabilmesine, yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir.

    Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro
    tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret
    tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı
    tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir.
    Sonuç olarak baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi
    Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus
    olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ki baroca atanan müdafii ve vekillerin
    ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama
    giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde
    hazineye, sanığın mahkûmiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde
    ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır.
    Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile
    de düzeltilmesi mümkün değildir.
    Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Yasa gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında
    görevlendirilen müdafilere 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
    giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti
    takdir edilmesi mümkün bulunmadığından Mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmeyip
    Baro tarafından görevlendirilen katılan vekilinin bu husustaki temyiz istemi yerinde kabul
    edilmemiştir.
    Yapılan yargılamaya ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan
    hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla Konya
    Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2023/4273 Esas, 2023/3518 Karar
    sayılı kararında sanık ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken
    konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz
    incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin
    birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün
    ONANMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 2. Ağır
    Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza
    Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
    06.05.2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY
    Adalet Bakanlığının yazısının teknik olarak usulüne uygun olmadığı konusunda çoğunluğun görüşü ile
    aynı görüşte olsam da, Adalet Bakanlığı tarafından alınan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
    girerek yönetmelik gibi değerlendirilmesi gerektiği, yürürlükteki uygulamanın iptal edilinceye kadar
    geçerli olduğu ve yönetmeliğin uygulanması gerektiği kanaatiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir