T.C
DANIŞTAY
. İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2022/392
Karar Tarihi: 03-11-2022
YÖNETMELİK MADDESİNDE YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİ – YÖNETMELİĞİN İLGİLİ MADDESİNDE BULUNAN VE DAVA KONUSU
YÖNETMELİĞİN MADDESİNE ATIF YAPAN İBAREDE HUKUKA UYARLIK GÖRÜLMEDİĞİ – BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ
(2709 S. K. m. 35, 135) (3194 S. K. m. 3, 8, 10, 13, 15, 18) (2577 S. K. m. 27) (Arazi ve Arsa
Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik m. 2, 4, 5, 6, 7, 11, 12, 14, 15, 17, 22, 26, 37) (Planlı Alanlar İmar
Yönetmeliği m. 4, 7, 14) (Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 12) (ANY. MAH. 29.12.1999
T.1999/33 E. 1999/51 K.)
İSTEMİN KONUSU: 22/02/2020 tarih ve 31047 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi ve Arsa
Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendindeki ” … bunun dışında
kamusal ihtiyaçlara göre ortaya çıkacak imar planı kararıyla belirlenen diğer umumi ve kamu hizmet
alanları…” ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasındaki “…bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre…”
ibaresinin, 5. maddesinin 7. fıkrasının, 6. maddesinin 4. fıkrasındaki “…Bu süre idarenin onayıyla 5 ‘er
yıllık periyotlar halinde uzatılabilir…” ibaresinin, 7. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “Düzenleme
alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresinin, 11. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yer alan
“…kişi ya da…” ibarelerinin, 12. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin 1. fıkrasındaki “…bölgenin
ihtiyacı olan…” ibaresinin, 14. maddesinin 2. fıkrasındaki “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki
öncelik sırasına göre alınması esastır”, “b) kamuya ait kreş alanları”, “e) Kent meydanı, kent parkı, spor
alanı”, “g) teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı”, “ı) Diğer umumi ve kamu hizmeti alanları.”
ibarelerinin, 14. maddesinin 4. fıkrasının, 14. maddesinin 8. fıkrasındaki “…bağışlanması ya da…”,
“…bağışlanan ya da…”, “…ya da bağışlanan…”, “…bağış ve…” ibarelerinin, 14. maddesinin 9. fıkrasının,
- maddesinin 4. fıkrasındaki “…parsellerin imar planında kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen
kısımları, denk gelen alanları oranında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanına tahsis
edilir…” ibaresinin, 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 22. maddesinin, 26. maddesinin,
37.maddesinin 4.fıkrasının iptali ve yürütmesinin durdurulması ile 3194 Sayılı Kanun’un 8. maddesine
eklenen “Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her
halde beş yıl içinde dava açılabilir.” hükmü ile 3194 Sayılı Kanun’un 18. maddesinin 3. fıkrasında yer alan
“…gibi umumi hizmet alanları…” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması istemiyle
açılan davada; Danıştay Altıncı Dairesince verilen
-Yönetmeliğin 5. maddesinin 7. fıkrası, 7. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “Düzenleme alanının
büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresi, 14.maddesinin 9.fıkrası, 15. maddesinin 4. fıkrasındaki
“…parsellerin imar planında kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları, denk gelen alanları
oranında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanına tahsis edilir…” ibaresi ve 26.maddesi
yönünden yürütülmesinin durdurulmasına,
- Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer kısımları yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine
ilişkin 08/06/2021 tarih ve E:2020/5904 Sayılı kararın yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin
kısmına davacı, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kısmına davalı idare itiraz etmektedir.
TARAFLARIN İDDİALARI:
Davacının, dava konusu Yönetmeliğin yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik kısımlarına
ilişkin iddiaları uyuşmazlığın niteliği gereği, aşağıda belirtilmiştir.
Davalı idarenin, dava konusu Yönetmeliğin yürütmesi durdurulan kısımlarına yönelik iddiaları
uyuşmazlığın niteliği gereği, aşağıda belirtilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …..’İN DÜŞÜNCESİ:
Dava konusu Yönetmeliğin, “İfraz ve tevhit işleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki
“Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresinde hukuka aykırılık, aksi yöndeki
Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığı,
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasındaki “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına
göre alınması esastır”, “b) kamuya ait kreş alanları”, “e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, “f) teknik
altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı”, “ı) Diğer umumi ve kamu hizmeti alanları.” ibareleri ile 5.
maddesinin 1. fıkrasındaki “…bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre…” ibaresinde hukuka uyarlık aksi
yöndeki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığı,
Yönetmeliğin 6. maddesinin 4. fıkrasındaki “…Bu süre idarenin onayıyla 5 ‘er yıllık periyotlar halinde
uzatılabilir…” ibaresine gelince;
3194 Sayılı Kanun’un 04/07/2019 tarih ve 7181 Sayılı Kanun’un değişik “İmar planlarında umumi
hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13. maddesinde; “Özel hukuk kişilerinin
mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan
taşınmazlar;
a-) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa
düzenlemesi yapılarak,
b-) 4/11/1983 tarihli ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya
ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu
kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç
olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin
talebi halinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis
yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına
izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı
süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine
geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir
işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir
vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki
alanlarla trampa yapılması halinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret,
döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.”
düzenlemesi yer almaktadır.
Metnine yer verilen Kanun hükmünde özetle; kamu hizmetlerine tabi taşınmazların arazi ve arsa
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /19
düzenlemesi ve kamulaştırma yollarıyla kamuya geçişinin asıl olduğu, ancak düzenleme ortaklık payına
konu bu kamu hizmeti alanlarından yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere
yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi halinde
ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabileceği
belirtilmiş olup dava konusu Yönetmelik hükmünün dayanağı bu ifadenin Anayasaya aykırılık yönünden
incelenmesi gerekmektedir.
İmar Kanun’u 10. maddesiyle imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde imar
planlarının uygulanmasını sağlamak için beş yıllık imar programlarının hazırlanması görevi yetkili
idarelere yüklenmiş olup bu yükümlülüğün imar mevzuatında belirlenen süreler içerisinde yerine
getirilmemesi halinde taşınmaz maliklerinin katlanması beklenen külfetlerin malik aleyhine ağırlaşması
söz konusu olacağından Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunan mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olur.
Nitekim 3194 Sayılı Kanun hükümlerine ve süregelen yargı kararlarına göre; taşınmazı uzun yıllar imar
programına almayan, imar planını fiilen hayata geçirmeyen, parselasyon, kamulaştırma veya takas yoluna
başvurmayan idarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz süre ile kullanılamaz hale
getirdiği açık olup böyle bir durumda malikin mülkiyet hakkından, hakkın özüne uygun şekilde
yararlanma olanağı kalmadığından taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal nedene dayanmadan
idarece engellendiği kabul edilmektedir.
Bu noktada anılan sorunların çözümü için 7181 Sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 3194 Sayılı Kanun’un 13.
maddesinde değişiklik yapılmış ve anılan maddenin gerekçesinde, “3194 Sayılı İmar Kanununun 13.
maddesinde yapılan değişiklik ile; uygulama imar planlarında umumi hizmet alanına ayrılan veya
kamulaştırılması gereken alanların kamu eline geçmesini sağlama, kamulaştırma yükünü ve
kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan sorunları azaltma, nüfusun ihtiyaç duyduğu açık ve yeşil
alanların elde edilmesini sağlama yönünde kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.”
ifadesine yer verilmiştir.
İmar planlarının hayata geçirilerek sağlıklı bir çevrenin oluşması, öngörülen kamusal alanların kamuya
kazandırılması ve hukuka uygun yapılaşmanın sağlanması ile bunlar yapılırken de mülkiyet hakkına
Anayasa’da belirlenen sınırlar aşılmadan müdahale edilmesinin yolu, imar planlarının Kanunda belirlenen
sürelere riayet edilerek uygulanmasıdır. Burada uygulamadan kasıt ise arazi ve arsa düzenlemesi ile bir de
kamulaştırma yapılmasıdır.
Yukarıda metnine ve gerekçesine yer verilen Kanun hükmünde ise belirtilen bu olağan yollardan
ayrılınarak; imar planında kamusal alana ayrılan yerlerin bir kısmına, bu alanlar kamu eline geçirilinceye
kadar yapılaşma hakkı tanınmak suretiyle idarenin uygulama işlemi (parselasyon, kamulaştırma vb.)
yapmamasından kaynaklanan kamulaştırmasız el atma sorununa geçici bir çözüm yaratılmaya çalışıldığı
görülmektedir.
Ancak, 3194 Sayılı Kanun’un “Genel esaslar” başlıklı 3. maddesinde: “Herhangi bir saha, her ölçekteki
plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için
kullanılamaz.
” kuralına yer verilerek imar hukukunun en temel esası ortaya konulmuştur. Bu esasa göre bir alan imar
planında ayrıldığı fonksiyondan farklı amaçla kullanılamaz.
Bu konuda Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine bakıldığında, anılan Yönetmelikte “Sosyal altyapı
alanları”: “Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre
ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini,
kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan,
rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir.” şeklinde tanımlanmış, yine anılan
Yönetmelik’in ek-2 tablosunda farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin
standartlar ve asgari alan büyüklüklerine yer verilmiş ve anılan tablonun açıklamalar kısmında yer alan 8
numaralı maddede: “İmar planlarında ayrılmış bulunan ve kamu niteliği taşıyan Kreş + Anaokulu,
İlköğretim, Ortaöğretim, Sağlık Tesisi, Kültürel Tesis, Sosyal Tesis Alanları; imar planı değişikliği
yapılmak suretiyle bu kullanımların başına “ÖZEL” ibaresi getirilmek, kamu ve özel altyapı oranları ilgili
yatırımcı Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, bu tabloda belirtilen kişi başına asgari
standart değerinin içinde yer alır.” kuralına yer verilerek bir özel sosyal altyapı alanın asgari standart
değeri içerisinde değerlendirilebileceği fakat bu durumda imar planı değişikliği yapılarak alanın özel
altyapı alanı olduğunun planda muhakkak belirli olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Yine anılan Yönetmeliğin ek-1/d sayılı uygulama imar planı gösterimleri tablosunda da: “Eğitim, sağlık,
sosyal ve kültürel tesisler gibi sosyal altyapı alanlarının özele dönüştürülmesine yönelik plan
değişikliklerinde kullanımın başına “ÖZEL” ifadesi ile sembole “Ö” harfi eklenir. Açık veya kapalı spor
alanları uygulama imar planında kullanıma “Ö” harfi eklenmek suretiyle değişiklik yapılarak özel nitelikle
yapılabilir.” ifadesine yer verilerek özel sosyal altyapı alanlarının ayrı lejantlarla gösterilmesi gerektiği
kurala bağlanmıştır.
Öte yandan; Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin gerek eğitim tesis alanı gerekse sağlık tesis alanı
tanımlarında “uygulama imar planında özel veya kamu tesisi alanı belirtilmek suretiyle ayrılan” ifadesine
yer verilerek yine özel altyapı alanları açısından bu durumun planda gösterimi gerektiğine vurgu
yapılmıştır. Tüm bu düzenlemelerin temel amacı ise yukarıda belirlenen genel esas uyarınca bir alanın
imar planı kararıyla belirlenen fonksiyonuna uygun kullanılmasıdır.
Bu sebeple, dava konusu Yönetmelik hükmünün dayanağı olan 3194 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin 2.
fıkrası, Kanun’un ve alt düzenlemelerinin öngördüğü sistematiği bozmakta, karmaşaya sebebiyet vermekte
ve ayrıca parselin malik tarafından hangi süre ile kullanılacağı ne zaman kamulaştırılacağı gibi detaylara
da yer vermediğinden belirsizliğe sebebiyet vermekte ve bu yönüyle Anayasa’nın 2. maddesinde ifade
edilen hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, Kanunda parselin malik tarafından hangi süre ile kullanılacağı ne zaman kamulaştırılacağı, bir
alandaki hizmetlerden ne oranda özel kullanıma imkan tanınacağı gibi detaylara yer verilmemiş olması ve
bu uygulama bakımından Yönetmelik ile on yıllık süre öngörülmesi ile bu sürenin sınırsız olarak beşer
yıllık periyotlar halinde uzatılacağı hususları bir arada değerlendirildiğinde, Kanun hükmünün bir alandaki
eğitim, sağlık gibi hizmetlerin tümünün özel sektör tarafından görülmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte
olduğu, bu durumun ise sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki; 13. maddenin söz konusu fıkrasında bu yapıların kamu eline geçirilmesi gerektiği düzenlenmiş
olup (davalı idarenin savunmasında kamulaştırmasız el atma davalarının önüne geçilmek istendiği
belirtilmişse de) parsel maliklerinin yapılaşması sebebiyle bu alanlar kamu eline geçirilirken yapılaşmalar
nedeniyle kamulaştırma maliyetinin de artacağı dikkate alındığında bu hükmün kamu yararını zedeleyici
etkiler doğuracağı değerlendirilmektedir.
Yine anılan fıkra ile kamuya ayrılan alanda özel tesis yapılması malikin takdirine bırakılmış olup, bu
durum, özel tesis yapmayı talep etmeyen malik açısından varlığını sürdüren mülkiyet kısıtı nedeniyle yine
kamulaştırmasız el atma sorunu doğuracak olup maddenin getirilme amacı böyle hallerde akim kalacaktır.
Belirtilen tüm bu nedenlerle söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa
Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
Bunun yanı sıra,
Anılan hükmün Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmemesi halinde uyuşmazlığın esasına
gelince;
İmar Kanununun 8.maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, “Kamu kurum ve kuruluşları veya plan
müellifleri; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından plana ilişkin görüşlerini alır. Kurum ve kuruluşlar,
görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi
uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz
günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında
olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir. “, 10.maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe
girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş
yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri
esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra
kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına
bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis
edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli
ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan
yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi
hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar
devam eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri uyarınca imar planı sınırı içinde kalan kamusal alanlara yönelik ilgili kamu
kurum ve kuruluşlarından görüş alınarak kamu kurum ve kuruluşları hem imar planı hem de imar
programı sürecine dahil edilmekte ve böylece kendilerine tahsis edilen alanları kanunla belirlenen süreler
içinde kamulaştırma yükümlülüğü altında bulunduklarından haberdar olmaktadırlar. Hem İmar
Kanunu’nda hem de Kamulaştırma Kanunu’nda açıkça ifade edildiği üzere mülkiyet hakkının anılan
süreler içinde kamuya geçirilmesi zorunluluğu karşısında kamulaştırma için ilgili kamu kurum ve
kuruluşunun gerekli bütçeyi ayırması gerektiği açıktır.
Bu durumda, Kanunla kamulaştırma süresi beş yıl olarak belirlendiği halde uyuşmazlığa konu Yönetmelik
ile parsel maliklerinin taşınmazı 10 yıl kullanabilmelerinin düzenlenmesi Kanun hükmüne aykırı iken bu
sürenin de 5’er yıllık periyotlar halinde uzatılmasına olanak tanınmasında hukuka uyarlık
bulunmamaktadır.
Kaldı ki; bu şekilde hiçbir sınır öngörülmeden, devamlı surette özel kullanımın sürmesinin sosyal devlet
ilkesi ile bağdaşmayacağı da açıktır.
Ayrıca, İmar Kanununun 18. maddesinin 9. fıkrasında, “Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını,
imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon
planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya
valilikler sorumludur.”, 15. fıkrasında, “Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan
alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır.”
hükmü yer almaktadır.
Bu Kanun hükümleri ile parselasyon işleminin beş yıl içinde yapılması ve onaylanması gerektiği açıkça
düzenlenmişken dava konusu Yönetmelik hükmüyle bu beş yıllık sürenin belirsiz olarak uzatılması
suretiyle fiilen parselasyon ve kamulaştırma işleminden kaçınılmasının önü de açılmış olmaktadır. Tüm bu
nedenlerle dava konusu ibarede hukuka uyarlık bulunmadığı düşünülmektedir.
Yönetmeliğin yukarıda belirtilenler dışındaki itiraza konu maddeleri yönünden ise itirazların reddi
gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve
dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Üye …’in; Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki
faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek
mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek
disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek
kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde
bulundurulduğunda, davacı Odanın, dava konusu Yönetmeliğin iptalini istemekte hukuken korunması
gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ve,
Üyeler … ve …’ın dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 7. fıkrası yönünden; anılan fıkrada,
parselasyon planı yapımından sonra, imar tahsisi amacının nasıl ve ne şekilde gerçekleştirileceğine yönelik
bir kural öngörüldüğü, davacı Oda mensuplarının parselasyon işlemlerinin bitiminden sonra proje
aşamasında görevlerinin bulunmaması ve bu fıkraya yönelik iddiaları özelinde fıkra düzenlemesi ile
menfaat bağının bulunmaması nedeniyle, davacının söz konusu kuralın iptalini istemekte kişisel, güncel ve
meşru bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki,
Ayrışık oylarına karşılık, davacı Odanın dava konusu hükümlerin tümü yönünden ehliyetli olduğuna
oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
22/02/2020 tarih ve 31047 Sayılı Resmi Gazete’de Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik
yayımlanmıştır.
Bunun üzerine, Yönetmeliğin çeşitli maddelerinin iptali ve yürütmesinin iptali istemiyle bakılan dava
açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması
halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer
almıştır.
Öte yandan, uyuşmazlığın niteliği gereği ilgili diğer mevzuat hükümleri, ilgili olduğu başlık altında
aşağıda belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1-) 22/02/2020 tarih ve 31047 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında
Yönetmeliğin, - 4. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendindeki ” … bunun dışında kamusal ihtiyaçlara göre ortaya çıkacak
imar planı kararıyla belirlenen diğer umumi ve kamu hizmet alanları… ” ibaresine, - 5. maddesinin 7. fıkrasına,
- 6. maddesinin 4. fıkrasındaki “…Bu süre idarenin onayıyla 5 ‘er yıllık periyotlar halinde uzatılabilir…”
ibaresine,- maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yer alan “…kişi ya da…” ibarelerine,
- maddesinin 1. fıkrasına,
- maddesinin 1. fıkrasındaki “…bölgenin ihtiyacı olan…” ibaresine,
- maddesinin 4. fıkrasına,
- maddesinin 8. fıkrasındaki “…bağışlanması ya da…”, “…bağışlanan ya da…”, “…ya da bağışlanan…”,
“…bağış ve…” ibarelerine,
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 6 /19
- maddesinin 9. fıkrasına,
- maddesinin 4. fıkrasındaki “…parsellerin imar planında kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen
kısımları, denk gelen alanları oranında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanına tahsis
edilir…” ibaresine,
- maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendine,
- maddesine,
- maddesine,
- 3Z.maddesinin 4.fıkrasına ilişkin kısımları yönünden, davacı ve davalı idare tarafından ileri sürülen
hususlar Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın, yürütmenin durdurulması isteminin kısmen reddine,
kısmen kabulüne ilişkin itiraza konu kısımlarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, itiraz dilekçesinde yinelenen 3194 Sayılı Kanun’un 18. maddesinin 3. fıkrasında yer alan
“…gibi umumi hizmet alanları…” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması talebi
yönünden; Danıştay Altıncı Dairesinin itiraza konu kararda yer verdiği: “Her yerde ve zamanda kamunun
ve bireylerin ihtiyacı olan alanlar açık ve net bir şekilde sayılırken yer ve zamana göre değişebilecek olan
kamusal hizmet alanlarının da olabileceği göz önünde tutulmak suretiyle, Kanun’da değişiklik yapılmasına
gerek kalmadan parselasyonu yapmakla görevli idarenin imar planıyla belirlenen ve Kanun’un 18.
maddesinde sayılmayan umumi hizmet alanlarının düzenleme ortaklık payından karşılanması suretiyle
bölgeye hizmet vermesi, dolayısıyla kamu yararının sağlanması amaçlanmıştır. Bu nedenle kanun
koyucunun düzenleme ortaklık paylarının hangi umumi hizmet alanlarından oluşacağı noktasında sınırlı
sayıda belirleme yapmamasının, kişinin katlandığı külfetle amaçlanan kamusal yarar arasındaki adil
dengeyi bozmadığı, dolayısıyla orantılı olduğu görüldüğünden Anayasa’da korunan mülkiyet hakkının
ihlaline yol açılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle 3194 Sayılı İmar Kanununun 18.maddesinin 3.fıkrasında yer alan ‘gibi umumi
hizmet alanları’ ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemi ciddi görülmemiştir.”
şeklindeki gerekçe Kurulumuzca da isabetli görülmüş olup anılan Kanun hükmü yönünden, davacının
Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
2-) Yönetmeliğin “İfraz ve tevhit işleri” başlıklı Z. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “Düzenleme
alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresi yönünden;
2.1- Dava konusu Yönetmelik maddesi;
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin Z. maddesinin 2. fıkrasında ifraz ve tevhit
işlemlerinin yapılabilmesi için aranan şartların istisnalarına yer verilmiştir. Fıkrada,
“İstisnalar şunlardır:
a-) Çok sayıda, imar ada ve parseli ile sosyal donatı alanlarının oluşturulması gibi parselasyon nitelikli
imar uygulamaları hariç olmak üzere; kamu mülkiyetindeki alanlar ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri yetkisi içindeki kamu yatırımları.
b-) Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi, öncelikle parselasyon planının yapılması
esas olmakla birlikte, zemindeki fiili durumdan dolayı İmar Kanununun 18. maddesinin uygulanmasının
teknik olarak mümkün olmadığı durumlar.
c-) Koruma amaçlı imar planı bulunup da, içerisinde bulunan yapılar, parsel cepheleri, minimum parsel
büyüklükleri, çekme mesafeleri, tescilli yapılar ve benzeri teknik nedenlerle parselasyon planının
tatbikinin mümkün olmadığı durumlar.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 7 /19
ç) Büyük bir kısmı uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan kısımları. “
hükmü yer almaktadır.
2.2- Davacının iddiaları;
Davacı tarafından, İmar Kanununun 15.maddesine 7181 Sayılı Kanun ile eklenen 4.fıkrada, parselasyon
işleminin tescil edilmiş olma şartı aranmadan ifraz ve tevhit işlemlerinin yapılabileceği alanlar, sayma
suretiyle belirlenmişken Yönetmelik hükmüyle 15.maddeye aykırı olarak “düzenleme alanının büyük bir
kısmı yapılaşmış olsa dahi” koşulu getirilerek normlar hiyerarşisine aykırı düzenleme yapıldığı ileri
sürülmüştür.
2.3- Davalı idarenin savunması;
Davalı idare tarafından, 3194 Sayılı Kanun’un15.maddesiyle Yönetmeliğin Z. maddesinin 2.fıkrası birlikte
incelendiğinde, bölgenin yapılaşmış olması nedeniyle teknik olarak parselasyon planının yapılamadığı
alanlarda ifraz ve tevhit işleminin yapılabileceğinin açıklandığı, düzenleme ortaklık payının hakkaniyet
gereği eşit olarak alınması esas olmakla birlikte yapılaşmadan dolayı herkesten düzenleme ortaklık payı
kesilmesinin mümkün olmadığı durumlarda mülkiyet problemlerini çözmek, yapıların kamulaştırılarak
yıkılmasından kaynaklanacak kamu zararının önüne geçmek için birtakım istisnalar getirildiği, hükümlerin
çelişmediği hatta aksine birbirini tamamladığı savunulmuştur.
2.4- Daire Kararı;
Danıştay Altıncı Dairesince,
Kanun’da ifraz ve tevhit işleminin parselasyon işlemi yapılan yerlerde yapılabileceği hükme bağlandıktan
sonra bu kuralın istisnaları tek tek sayılarak “10/12/2003 tarihli ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yetkisi içindeki kamu
yatırımlarında”, “kamu mülkiyetine ait alanlarda”, “koruma amaçlı uygulama imar planı bulunan
alanlarda” ve “parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlarda”, “büyük bir kısmı
uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan kısımlarında” parselasyon işlemi
yapılmadan ifraz ve tevhit işlemi yapılabileceğinin belirtildiği,
Ancak Yönetmelik maddesinde anılan istisnalar sayılırken meskun alan ibaresinin kullanılmadığı, bunun
yerine Kanun’da istisna olarak getirilen hükümden daha geniş yorumlanabilecek şekilde “Düzenleme
alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi” ibaresinin kullanıldığının görüldüğü,
Bu durumda Kanun ile getirilen istisnaların genişletilmesine ilişkin Yönetmelik kuralında hukuka uyarlık
bulunmadığı gerekçesiyle Yönetmelik maddesinde yer alan “Düzenleme alanının büyük bir kısmı
yapılaşmış olsa dahi” ifadesine yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar
verilmiştir.
2.5- Kurulumuzun Hukuki Değerlendirmesi;
3194 Sayılı Kanun’un 15.maddesinde, “İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak
öncelikle parselasyon planının yapılması esastır.
İmar planı bulunan alanlarda, ifraz ve tevhit işlemleri, parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda
yapılabilir.
Parselasyon planı tescil edilmiş yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin imar planlarına ve imar mevzuatına
uygun olması şarttır.
10/12/2003 tarihli ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen merkezi yönetim
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 8 /19
kapsamındaki kamu idarelerinin yetkisi içindeki kamu yatırımlarında veya kamu mülkiyetine ait alanlarda,
parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar ile koruma amaçlı imar planı bulunan
alanlarda ve büyük bir kısmı uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan
kısımlarında bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan hükümlerde belirtilen şartlar aranmaz.
…” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan kural incelendiğinde; imar planı bulunan bir alanda, bu plana uygun olarak öncelikle parselasyon
planı yapılmasının esas olduğu ve ifraz ve tevhit işlemlerinin parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda
yapılabileceğinin düzenlendiği, bu kuralın sayma yoluyla belirlenen bazı istisnai hallerde ise
aranmayacağının hükme bağlandığı görülmektedir.
Kanun ile getirilen bu istisnai haller Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’in 7. maddesinde
düzenlenmiş olup, Kanun’un; “10/12/2003 tarihli ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yetkisi içindeki kamu
yatırımlarında veya kamu mülkiyetine ait alanlarda” ifadesine karşılık Yönetmeliğin; “Çok sayıda, imar
ada ve parseli ile sosyal donatı alanlarının oluşturulması gibi parselasyon nitelikli imar uygulamaları hariç
olmak üzere; kamu mülkiyetindeki alanlar ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen
merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri yetkisi içindeki kamu yatırımları.” ifadesine; Kanun’un,
“parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar” ifadesine karşılık Yönetmeliğin,
“Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi, öncelikle parselasyon planının yapılması esas
olmakla birlikte, zemindeki fiili durumdan dolayı İmar Kanununun 18. maddesinin uygulanmasının teknik
olarak mümkün olmadığı durumlar. ” ifadesine; Kanun’un, “koruma amaçlı imar planı bulunan alanlarda”
ifadesine karşılık Yönetmeliğin, “Koruma amaçlı imar planı bulunup da, içerisinde bulunan yapılar, parsel
cepheleri, minimum parsel büyüklükleri, çekme mesafeleri, tescilli yapılar ve benzeri teknik nedenlerle
parselasyon planının tatbikinin mümkün olmadığı durumlar.” ifadesine ve Kanun’un “büyük bir kısmı
uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan kısımlarında” ifadesine karşılık
Yönetmeliğin “Büyük bir kısmı uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan
kısımları.” ifadesine yer verdiği görülmektedir.
3194 Sayılı Kanun’un 15. maddesiyle Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin
- fıkrası birlikte incelendiğinde; Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve dava konusu
“Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi” ibaresini içeren (b) bendinin, Kanun’da yer
“parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar” ifadesini açıklamak üzere düzenlendiği
anlaşılmaktadır.
Bu noktada Yönetmelik kuralının, Kanun ile aynı doğrultuda bir hüküm öngördüğü, benzer şekilde anılan
Kanun hükmünün 1. ve 2. fıkralarında belirtilen; öncelikle parselasyon planının yapılmasının esas olduğu
yönündeki esas kurala uygun olarak, düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi, öncelikle
parselasyon planının yapılmasının esas olduğunu vurguladığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, 03/07/2017 tarih ve 30113 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar
Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde yer alan (uuuu) bendinde Yerleşik (meskûn) alan:
Varsa üst ölçek plan kararlarına uygun olarak, imar planı ile belirlenmiş ve iskan edilmiş alan olarak
tanımlanmış olup “Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi” ibaresinin meskun alan
ibaresini genişleten bir anlam içermediği değerlendirilmiştir.
Bu durumda, Yönetmeliğin “İfraz ve tevhit işleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki
“Düzenleme alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresinde hukuka aykırılık, aksi yöndeki
Daire kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
3-) Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasındaki “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına
göre alınması esastır”, “b)…kamuya ait kreş alanları”, “e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, “g) teknik
altyapı alanı, kamuya ait trafo Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan dava
konusu ibareler ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası hükmü bağlantılı olduğundan her iki hükme
ilişkin inceleme bu başlık altında yapılmıştır.
3.1- Dava konusu Yönetmelik maddeleri;
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 14.maddesinin 2.fıkrasında, “Düzenleme ortaklık
paylarının aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır:
a-) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan.
b-) İbadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya
ait kreş alanları.
c-) Pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları.
ç) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları.
d-) Otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol.
e-) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı.
f-) Belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı.
g-) Teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı.
ğ) Rekreasyon alanı, mesire alanları ve özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan.
h-) Resmi kurum alanı.
ı) Diğer umumi ve kamu hizmet alanları.
i-) Mezarlık, otogar alanı.” hükmü yer almaktadır.
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 5.maddesinin 1. fıkrasında, “İmar planları ile
umumi hizmet veya kamu hizmetleri kullanımı getirilen alanların öncelikle 3194 Sayılı İmar Kanununun - maddesine göre uygulama yapılarak, bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre DOP’tan oluşturulması
esastır.” hükmü yer almaktadır.
3.2 – Davacının İddiaları
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre”
ibaresi yönünden;
Yönetmelik maddesinde yer alan, “bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre” ibaresinin 3194 Sayılı
Kanunda yer almadığı, yönetmelik hükümlerinin kanun hükmüne uygun olması gerektiği, Kanun’da yer
almayan bu ibarenin Yönetmelikle getirilmesinin hukukun temel ilkelerinden belirlilik ilkesine aykırı
olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin «yürüme mesafeleri» başlıklı 12.maddesinde mahalle ve
semt ölçeğinde tasarlama yapılmasının öngörüldüğü, ancak dava konusu Yönetmeliğin 14.maddesinde yer
verilen kamusal alanların sıralaması dikkate alındığında yerel donatılara bedelsiz katkıların genel bütçeden
yapılacak ve kent bütünü ile ülke geneline hizmet edecek yatırımlardan sonra sayıldığı (örneğin, sosyal ve
kültürel tesis alanları Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 14.maddesinin (f) bendinde
yer alırken Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisi alanlarının (ç) bendinde, otoyol hariç erişme kontrolünün
uygulandığı yolun (d) bendinde yer aldığı), buna göre öncelik sıralaması yapılmasının kamu yararı ile
nimet-külfet esasına aykırılık taşıdığından iptalinin gerektiği iddia edilmektedir.
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasındaki “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 10 /19
göre alınması esastır”, “b)…kamuya ait kreş alanları”, “e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, “g) teknik
altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı”, “ı) Diğer umumi ve kamu hizmeti alanları.” ibareleri yönünden;
Öncelik sırasının neye göre ve nasıl belirleneceği noktasında belirsizlik olduğu, 2. fıkranın (ı) bendi ile
düzenleme ortaklık payı olarak sayılan yerlerin sayısının artırılabileceğinin ifade edildiği, Anayasa’nın
35.maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkı 3194 Sayılı Kanun’un 18.maddesinde yer alan bu
ibare ile sınırlandığından iptalinin gerektiği, Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/1999 tarih ve E:1999/33,
K:1999/51 Sayılı kararıyla, 3194 Sayılı Kanun’un 13.maddesinin 1. fıkrasında geçen “ve benzeri umumi
hizmetlere ayrılan alanlarda” ifadesi ile Kanun’da sayılan kamusal alanların artırılamayacağının kabul
edildiği ve Anayasa Mahkemesince sözü edilen maddenin lafzi olarak değil, amacına göre yorumlanarak
taşınmaz türlerinin sınırlı olduğuna ve kapsamının genişletilemeyeceğine karar verildiği, dava konusu
Yönetmeliğin 14.maddesinin 2.fıkrasında sayılan, «kamuya ait kreş alanları, kent meydanı, kent parkı,
spor alanı, teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı» ibarelerinin 3194 Sayılı Kanun’un 18.maddesinde
yer almadığı, 3194 Sayılı Kanunda yer alan ifadelerin bir kısmının Yönetmelikte farklı ifade edildiği,
Kanunda belirlenenler dışında veya değiştirilerek Yönetmelikte yer verilen ifadelerin hukuka aykırı
olduğu iddia edilmektedir.
3.3- Davalı İdarenin Savunması:
Yönetmeliklerin kanun hükümlerinin nasıl uygulanacağını açıklamak amacıyla çıkarıldığı, 3194 Sayılı
Kanun’un 18.maddesinde, düzenleme ortaklık payına konu alanların hangi alanlar olduğunun
düzenlendiği, Yönetmelik ile getirilen düzenlemede öncelik sırasına göre diğer hizmet alanlarının
belirlendiği, 7181 Sayılı Kanunla getirilen değişiklik öncesindeki düzenleme ortaklık payına konu alanlara
öncelik verildiği, sonrasında ise mevzuat değişikliği öncesi kamu ortaklık payı (KOP) hisselendirilmesine
konu olan kamu hizmet alanlarının ihtiyaç önemine göre sıralandığı, %45’lik düzenleme ortaklık payı
yasal kesintisi sınırları içinde belediyelerin öncelikli olarak belediye hizmet alanı, otogar, sosyal kültürel
tesis alanı gibi hizmet vermekle yükümlü olduğu alanları düzenleme ortaklık payından karşılayarak
okulların Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), hastanelerin Sağlık Bakanlığı, karakolların Emniyet Genel
Müdürlüğü(EGM), ibadet yerlerinin ise Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kamulaştırılmak zorunda
kalınmasının önüne geçmek için öncelik sıralaması yapıldığı, söz konusu sıralamada genel bütçe veya
yerel bütçeden karşılanacak alan ayrımı yapılmadığı, bölgenin ihtiyacı olabilecek alanların göz önünde
bulundurulduğu,
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasındaki “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına
göre alınması esastır”, “b)…kamuya ait kreş alanları”, “e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, “g) teknik
altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı”, “ı) Diğer umumi ve kamu hizmeti alanları.” ibareleri yönünden;
Söz konusu sıralamada genel bütçe veya yerel bütçeden karşılanacak alan ayrımı yapılmamış olup yerel
donatı kapsamında kalan alanlar ile birlikte bölgenin öncelikli ihtiyacı olabilecek alanların göz önünde
bulundurulduğu, 7181 Sayılı Kanun değişikliği öncesindeki düzenleme ortaklık payına konu alanlara
öncelik verildiği, sonrasında da KOP hisselendirmesine konu hizmet alanlarının ihtiyaç önemine göre
sıralandığı, Yönetmeliğin çıkarılış amacına göre bir düzenlenme yapılmış olup umumi ve kamu hizmet
alanları tanımından da (Yönetmelik 4. madde, 1. fıkra (p) bendi) anlaşılacağı üzere tek tek sayılan alanlar
dışındaki kamusal ihtiyaca göre imar planı kararlarıyla belirlenen tüm kamusal alanların ifade edildiği,
2.fıkranın (ı) bendinin tanıma istinaden eklendiği ve açıklayıcı nitelikte olduğu savunulmuştur.
3.4- Daire Kararı:
Danıştay Altıncı Dairesince,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre”
ibaresi yönünden;
3194 Sayılı Kanun’un 18. maddesinin, önceki hali ile 7181 Sayılı Kanun’un9.maddesiyle değişen hali
karşılaştırılıp, dava konusu Yönetmeliğin çeşitli hükümlerine yer verildikten sonra,
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 11 /19
Anılan mevzuat hükümlerinden düzenleme ortaklık payı (DOP) ile kamu ortaklık payı (KOP) ayrımının
kaldırıldığı, eskiden düzenleme ortaklık payı ve kamu tesisleri arsalarına tahsis başlığı altındaki kamusal
hizmet alanlarının, düzenleme ortaklık payı başlığı altında toplandığı, düzenleme ortaklık payına ilişkin
Kanun’da yapılan düzenlemede açıkça bir sıralama yapılmamışsa da Kanun değişikliğinden önceki
sıralamada yer alan düzenleme ortaklık payından karşılanan alanlara öncelik verildiği, ardından önceki
düzenlemeye göre kamu ortaklık payından tahsis edilmesi gereken alanların düzenleme ortaklık payından
karşılanması öngörülen alanlara eklendiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, düzenleme ortaklık payı alınırken Yönetmelikteki öncelik sırasına uyulacağına ilişkin
uyuşmazlığa konu ibarede Kanun’a aykırılık olmadığı, dava konusu ibarenin açıklayıcı ve uygulamaya
yönelik olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle anılan hüküm yönünden yürütmenin durdurulması
isteminin reddine karar verilmiş,
3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “gibi umumi hizmet alanları ibaresinin”
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemi yönünden;
Umumi hizmet alanının Kanun’da tanımının yapılmamış olduğu, parselasyon işlemi yapılırken düzenleme
ortaklık payını oluşturacak düzenleme sınırı içindeki umumi hizmet alanlarının örnekleme yapılarak
sayıldığı, böylece her yerde ve zamanda kamunun ve bireylerin ihtiyacı olan alanlar açık ve net bir şekilde
sayılırken yer ve zamana göre değişebilecek olan kamusal hizmet alanlarının da olabileceği göz önünde
tutulmak suretiyle, Kanun’da değişiklik yapılmasına gerek kalmadan parselasyonu yapmakla görevli
idarenin imar planıyla belirlenen ve Kanun’un 18.maddesinde sayılmayan umumi hizmet alanlarının
düzenleme ortaklık payından karşılanması suretiyle bölgeye hizmet vermesi, dolayısıyla kamu yararının
sağlanmasının amaçlandığı, bu nedenle kanun koyucunun düzenleme ortaklık paylarının hangi umumi
hizmet alanlarından oluşacağı noktasında sınırlı sayıda belirleme yapmamasının, kişinin katlandığı külfetle
amaçlanan kamusal yarar arasındaki adil dengeyi bozmadığı, dolayısıyla orantılı olduğu görüldüğünden
Anayasa’da korunan mülkiyet hakkının ihlaline yol açılmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle Anayasa
Mahkemesine başvurulması isteminin ciddi görülmediği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik
sırasına göre alınması esastır” ibaresi yönünden;
Yönetmeliğin uyuşmazlığa konu 14. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde ise aynı Yönetmeliğin 5.
maddesinin 1. fıkrasındaki kurala benzer düzenlemeyle, düzenleme ortaklık payının alınmasında umumi
hizmet alanlarına ilişkin sıralamanın esas olduğu öngörülmüş olup bu kararın 2. başlığı (Arazi ve Arsa
Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasındaki “bu yönetmelikteki öncelik sırasına
göre” ibaresinin incelenmesi) altında yapılan değerlendirmelerin anılan hüküm için de geçerli olduğu ve
sıralama yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki “kent
meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı)
bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları”
ibareleri yönünden;
Kanun’da düzenleme ortaklık payından oluşturulacak umumi hizmet alanları sayma suretiyle belirtildikten
sonra “gibi umumi hizmet alanları” ifadesine yer verildiği,
Bu durumda, davalı idarenin ülke düzeyinde uygulanacak yönetmelikler çıkararak planlama ve
parselasyon işlemlerinin özellikleri ve tekniği gereği, 3194 Sayılı Kanun’un 18.maddesinde belirtilen ve
yukarıda yer verilen “gibi umumi hizmet alanları” ifadesi kapsamında, Kanun’da sayılanlar dışında
Yönetmelik maddesiyle yeni umumi hizmet alanları (kamuya ait kreş alanları, kent meydanı, kent parkı,
spor alanı, teknik alt yapı alanı, kamuya ait trafo alanı) belirlemesinde ve bu alanların da düzenleme
ortaklık payından oluşturulmasını kurala bağlamasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 12 /19
Davacı tarafından, Kanun’da sayılan ifadelerin (semt spor alanı) Yönetmelikte farklı ifade edildiği (spor
alanı) iddia edilmekte ise de anılan ifadeler arasında bir farklılık bulunmayıp parselasyon işlemi sırasında
düzenleme ortaklık payı oranının belirlenmesinde değişiklik yaratmayacağından bu iddiada isabet
görülmediği,
Fıkranın (ı) bendinde yer alan “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibaresinin, uyuşmazlığa konu
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde de yer aldığı ve bu ibarede hukuka aykırılık
bulunmadığının Dairelerince itiraza konu kararda ortaya konulduğu,
Bu bağlamda, “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibaresinin Kanun’a uygun olarak Yönetmelik
maddesine konulduğu ve kanun koyucunun sayma suretiyle belirttiği alanlar ile anılan Yönetmelikte
sayılan alanlar dışında, idarenin bölgenin ihtiyacına göre belirlediği diğer kamu alanlarını, düzenleme
ortaklık payından karşılama yetkisinin olduğunun düzenlendiği,
Kaldı ki, Kanun’da en fazla alınabilecek düzenleme ortaklık payı oranı %45 olarak belirlenmiş olup kamu
alanlarının artması nedeniyle anılan oranın daha yüksek çıkması durumunda daha fazla kesinti yapılması
mümkün olmadığından Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle
anılan ibareler yönünden de yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
3.5 Kurulumuzun Hukuki Değerlendirmesi;
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik
sırasına göre alınması esastır” ibaresi yönünden;
3194 Sayılı Kanun’un 18. maddesinin 3. fıkrasında: “Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan
yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve
karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı
sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme
kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmi kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve
kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak
ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili
tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın
kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini
müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için
yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı
aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar
için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol
tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına
ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan kural değerlendirildiğinde, kanun koyucunun düzenleme ortaklık payından karşılanacak alanları
örnekleme yoluyla saydığı anlaşılmakta, ancak bu alanlardan herhangi birinin diğerine öncelikli olduğu
yönünde bir belirleme yapmadığı görülmektedir.
Gerçekten de parselasyon işlemlerinin özellikleri ve tekniği gereği, her düzenleme sahasına denk gelecek
olan umumi ve kamu hizmeti alanları değişiklik gösterecek olmakla birlikte, bu alanların nitelikleri ve
büyüklükleri ile düzenleme ortaklık payına olan etkileri de değişkenlik gösterebilir. Bu halde düzenlemeyi
yapacak idarenin yapması gereken, her bir düzenleme sahası özelinde; düzenleme sahasının büyüklüğü,
imar planı kararlarında öngörülen umumi ve kamu hizmet alanlarından hangilerinin arazi ve arsa
düzenlemesi yapılacak olan sahaya denk geldiği, bu şekilde düzenleme ortaklık payından karşılanacak
olan kullanımların düzenleme sahasındaki konumu ve büyüklüğü gibi değişkenlik gösterecek tüm
unsurları bir arada değerlendirerek kamu yararına en uygun olacak ve bireysel menfaatleri de ölçüsüz
zedelemeyecek şekilde belirleyeceği sıra üzerinden düzenleme ortaklık payı kesintisi yapmaktır.
Bunun aksi bir tutumla, düzenleme ortaklık payından karşılanacak olan alanlar arasında belirli bir önem ve
öncelik sırası gözetilerek, uygulamayı yapacak olan idarenin bağlı yetki içerisine sokulması uygulamada
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 13 /19
kamu yararına uygun olmayan sonuçlara sebep olacaktır.
Bu durumda, dayanak Kanun’da bulunmayan bir sıralamanın Yönetmelik hükmü ile öngörülmesinde
hukuka ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “…kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki
“kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı)
bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibareleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının
aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır.” ibaresi yönünden, böyle bir öncelik sırası yapılmasının
3194 Sayılı Kanun’a aykırı olduğu belirlenmiş olduğundan; anılan sıralama içerisinde öngörülen (b)
bendindeki “…kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g)
bendindeki “teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet
alanları” ibarelerinde de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre”
ibaresi yönünden;
Gerek, dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının
aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır.” ibaresi, gerekse 14. maddesinin 2. fıkrasının (b)
bendindeki “…kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g)
bendindeki “teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet
alanları” ibareleri
Kurulumuzca hukuka uygun görülmediğinden, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında bulunan ve dava
konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasına atıf yapan “bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre”
şeklindeki ibarede de hukuka uyarlık görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; - Tarafların İtirazlarının Kısmen KABULÜNE,
- Danıştay Altıncı Dairesince verilen 08/06/2021 tarih ve E:2020/5904 Sayılı kararın, dava konusu
Yönetmeliğin “İfraz ve tevhit işleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “Düzenleme
alanının büyük bir kısmı yapılaşmış olsa dahi…” ibaresine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin
kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, - Anılan ibare yönünden Yürütmenin Durdurulması İsteminin REDDİNE,
- Anılan kararın, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki
öncelik sırasına göre” ibaresi, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının
aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki
“kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik
altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibarelerine
dair kısmı yönünden verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin bölümünün kaldırılmasına
ve söz konusu ibareler yönünden 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2.
fıkrasında öngörülen şartların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, anılan ibarelerin Yürütülmesinin
Durdurulmasına,
4.Tarafların dava konusu diğer kısımlara yönelik İtirazlarının REDDİNE, - 03/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik
sırasına göre” ibaresi, 5. maddesinin 7. fıkrası, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık
paylarının aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b)
bendindeki “kamuya ait kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g)
bendindeki “teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet
alanları” ibareleri yönünden esasta ve gerekçede oyçokluğu diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar
verildi.
KARŞI OY
X-) Dava konusu Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 7. fıkrası
yönünden;
Anılan fıkrada: “10/7/2004 tarihli ve 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve
5393 Sayılı Belediye Kanunu gereğince, büyükşehir belediyelerinin ve ilçe belediyelerinin görev ve yetki
sahaları içerisinde kalan ve düzenleme ortaklık payı kesintisi ile elde edilen alanlarda: Büyükşehir
Belediye Kanunu uyarınca büyükşehir belediyesinin haklarının saklı kalması kaydıyla ilçe belediyesince
projesiyle birlikte müracaat edilmesine rağmen büyükşehir belediyesince, 3 ay içerisinde yapımına
başlanılmayan çevre düzenlemesi, altyapı tesisleri ve belediyelerce yapılması gereken tesisler ile imar
planındaki kullanım amacına yönelik kamu hizmetleri, ilçe belediyesince proje geliştirerek
gerçekleştirilebilir.” hükmü yer almaktadır.
Dairece, söz konusu hüküm yönünden özetle; hükmün 3194 Sayılı Kanun’da dayanağı bulunmadığı gibi
5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun sistematiği ve iş
bölümüne ilişkin hükümlerine de aykırı olduğu ayrıca ilçe belediyesi tarafından sayılan projelerin
düzenleme ortaklık payı ile elde edilen alanlarda gerçekleştirilebileceğine ilişkin bu kuralın arazi ve arsa
düzenlemeleri ile ilgili Yönetmeliğin kapsamında da olmadığı gerekçesiyle yürütülmesinin
durdurulmasına karar verilmiştir.
3194 Sayılı Kanun’un amacı yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre
şartlarına uygun teşekkülünü sağlamaktır. Anılan Kanun’un sistematiği incelendiğinde, belirtilen bu amacı
sırasıyla üç temel argüman üzerinden gerçekleştirmeyi hedeflediği görülmektedir. Bu argümanlar imar
planlaması yapmak, arazi ve arsa düzenlemesi (parselasyon planı) yapmak ve bu planlar çerçevesinde de
yapılacak yapıya ilişkin yapı ruhsatı düzenlemektir. Tüm bu argümanlarla ulaşılmak istenen sonuç;
nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak gerekli ve yeterli umumi ve kamu hizmeti alanlarına sahip, yapılaşmaya
elverişli parsellerden müteşekkil, düzenli bir yerleşim oluşturulmasıdır.
Özel Kanunlar ve idari düzenlemelerdeki ayrıksı hükümler saklı kalmak kaydıyla, gerek imar planlaması,
gerek arazi ve arsa düzenlemesi gerekse de yapı ruhsatları bakımından temel olarak görevli ve yetkili
idareler ise belediyelerdir. Başka bir anlatımla 3194 Sayılı Kanun ve alt düzenlemelerinin temel amacı
olan fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun yerleşme ve yapılaşmaları sağlama görevi temelde belediyelere
aittir.
Bu sebeple, yine belediyelere yönelik olarak ve arazi ve arsa düzenlemesi yapılmasının en önemli
esaslarından olan düzenleme ortaklık payından karşılanan alanlarda yapılacak çevre düzenlemesi ve
altyapı tesisleri gibi kullanımlara ilişkin hüküm getiren dava konusu Yönetmelik kuralının dava konusu
Yönetmelikle ilgisinin bulunmadığı söylenemez.
Ayrıca, yukarıda belirtilen imar planlaması, arazi ve arsa düzenlemesi ile yapı ruhsatı konularını, esas alan
üç ayrı temel yönetmelik de davalı idare tarafından yürürlüğe konulmuştur. Bunlar sırasıyla “Mekansal
Planlar Yapım Yönetmeliği”, dava konusu ” Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik” ve
“Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği”dir.
Aynı bütünün parçaları olan bu yönetmeliklerin; gerek birbirleri ile gerekse belediyelerin imar alanına
ilişkin görevlerini düzenleyen kurallarla etkileşim içerisinde olduğu ve konularının kesin çizgilerle
birbirinden ayrılamayacağının da kabulü gerekir.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 15 /19
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin 3194 Sayılı Kanun’da dayanağı bulunmaması ve 5393 Sayılı
Belediye Kanunu’na da aykırı olması sebebiyle Dairece verilen yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin
karar hukuka uygun olmakla birlikte, söz konusu düzenlemenin arazi ve arsa düzenlemeleri ile ilgili
Yönetmeliğin kapsamında olmadığının söylenmesi olanaklı olmadığından, itirazın yukarıda belirtilen
gerekçe ile reddi gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 7. fıkrası
yönünden; yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bakılan uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşıldığından,
yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin Danıştay Altıncı Dairesi kararına yapılan itirazın
kabulüyle kararın kaldırılarak yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği
oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik
sırasına göre” ibaresi, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki
öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “kamuya ait
kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik altyapı alanı,
kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibareleri yönünden;
3194 Sayılı Kanunda “umumi hizmet alanı”nın tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte anılan Kanun’un
18.maddesinin 3.fıkrasında, “Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi,
yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka
maksatlarla kullanılamaz.” şeklinde ifade edilmiş, 04/07/2019 tarihinde kabul edilen 7181 Sayılı Kanun ile
yapılan değişiklik sonrasında, “Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin
ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları,
pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün
uygulandığı yol, su yolu, resmi kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis
alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller
ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka
maksatlarla kullanılamaz.” halini almıştır.
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 14.maddesinin 2.fıkrasında, “Düzenleme ortaklık
paylarının aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır:
a-) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan.
b-) İbadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya
ait kreş alanları.
c-) Pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları.
ç) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları.
d-) Otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol.
e-) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 16 /19
f-) Belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı.
g-) Teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı.
ğ) Rekreasyon alanı, mesire alanları ve özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan.
h-) Resmi kurum alanı.
ı) Diğer umumi ve kamu hizmet alanları.
i-) Mezarlık, otogar alanı.
Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının öncelikle düzenleme
sahasındaki Hazine taşınmazlarından karşılanması esastır. Yetmemesi halinde, ikinci fıkrada yer alan
umumi ve kamu hizmet alanları için düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra yüzde kırk beşe (%45)
tamamlayan fark kadar alan düzenleme ortaklık payından karşılanır.” kuralı yer almaktadır.
7181 Sayılı Kanun’un 9. maddesiyle 3194 Sayılı Kanun’un 18. maddesinde yapılan değişiklik
incelendiğinde; değişiklikten önce arazi ve arsa düzenlemesi sırasında uygulamada kamu ortaklık payı
olarak adlandırılan uygulama ile oluşturulan pek çok kullanımın (sağlık tesis alanı, resmi kurum alanı vb.)
düzenleme ortaklık payı başlığı altında toplandığı görülmektedir.
Bu durumun sonucu olarak, düzenleme ortaklık payından karşılanacak alanların hayli artırılmış olması
dikkate alındığında idarece düzenleme ortaklık payı alınırken belirli bir sıra gözetilmesinin öngörülmesi
mümkün ise de; bu sıralamanın yapılabilmesi için somut bir ölçüt geliştirilmesi ve Kanuni düzenleme ile
çelişecek bir sıralama yapılmaması gerekir.
Bu noktada, idarece yapılan sıralamanın kullanımların önemine göre yapıldığı belirtilmekte ise de; bu
konuda davacının iddialarını karşılayacak somut gerekçeler ortaya konulamadığı değerlendirilmektedir.
Öte yandan, Kanun’da, düzenleme ortaklık payına ilişkin açıkça bir sıralama yapılmamış ise de; Kanun
değişikliği yapılırken, Kanun’un değişiklikten önceki halinde yer alan düzenleme ortaklık payından
karşılanan alanlara öncelik verildiği, ardından önceki düzenlemeye göre kamu ortaklık payından tahsis
edilmesi gereken alanların, düzenleme ortaklık payından karşılanması öngörülen alanlara eklendiği
anlaşılmaktadır.
Başka bir anlatımla Kanun, düzenleme ortaklık paylarının hangi kullanımlardan oluşacağını örnekleme
suretiyle sayarken, eskiden beri var olan; yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri
ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanlarına öncelikle yer vermiş,
daha sonra ise düzenleme ortaklık payından karşılanmasını yeni öngördüğü Sağlık Bakanlığına bağlı
sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme
kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmi kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve
kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak
ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarını saymıştır.
Ancak, Yönetmeliğin düzenlemesine bakıldığında; kanun koyucunun önemli görerek bizzat saydığı
mezarlık alanının diğer umumi ve kamu hizmet alanlarından sonraki sıraya konulduğu, sosyal ve kültürel
tesis alanlarından olan kamuya ait kreş alanlarının Kanun’da sayılmamasına rağmen Kanun’da sayılan
kullanımlara öncelendiği, Kanun’da belediye hizmet alanı daha önce belirtilmesine rağmen sosyal ve
kültürel tesis alanlarından bazılarının maddede ayrıca daha önceki bir sırada düzenlendiği görülmektedir.
Belirtilen bu örneklere bakıldığında, Yönetmelikte yapılan sıralamanın nesnel bir ölçüt üzerinden
oluşturulmadığı ve Kanun ile çeliştiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik
sırasına göre” ibaresi, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki
öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “kamuya ait
kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik altyapı alanı,
kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibarelerinde hukuka
uyarlık bulunmamakta olup, Dairece anılan ibareler yönünden verilen yürütmenin durdurulması isteminin
reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulüyle anılan ibarelerin yukarıda yer verilen gerekçe ile
yürütülmesinin durdurulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik
sırasına göre” ibaresi, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki
öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “kamuya ait
kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı”, (g) bendindeki “teknik altyapı alanı,
kamuya ait trafo alanı” ve (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibareleri yönünden;
yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27.
maddesinde öngörülen koşulların bakılan uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşıldığından, anılan kurallar
yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesi kararına yapılan
itirazın reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bu Yönetmelikteki öncelik
sırasına göre” ibaresi, 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki
öncelik sırasına göre alınması esastır” ibaresi ile 14. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendindeki “kamuya ait
kreş alanları”, (e) bendindeki “kent meydanı, kent parkı, spor alanı” ve (g) bendindeki “teknik altyapı
alanı, kamuya ait trafo alanı” ibareleri yönünden; yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için,
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bakılan uyuşmazlıkta
gerçekleşmediği anlaşıldığından, anılan kurallar yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine
ilişkin Danıştay Altıncı Dairesi kararına yapılan itirazın reddi gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının anılan
ibarelere yönelik kısmına katılmıyorum.
Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet
alanları” ibaresine gelince;
Kanun’da, düzenleme ortaklık payına ilişkin açıkça bir sıralama yapılmamış ise de; Kanun değişikliği
yapılırken, Kanun’un değişiklikten önceki halinde yer alan düzenleme ortaklık payından karşılanan
alanlara öncelik verildiği, ardından önceki düzenlemeye göre kamu ortaklık payından tahsis edilmesi
gereken alanların, düzenleme ortaklık payından karşılanması öngörülen alanlara eklendiği anlaşılmaktadır.
Ancak, Yönetmeliğin düzenlemesine genel olarak Kanun’un öngörüleri ve düzenleme ortaklık payının
niteliği dikkate alınarak bir sıralama yapılmış olsa da incelenen maddenin (ı) bendinde yer alan “diğer
umumi ve kamu hizmet alanları” ifadesinin; kanun koyucunun önemli görerek bizzat saydığı mezarlık
alanından daha önceki bir sırada düzenlendiği görülmektedir.
Öte yandan, diğer umumi ve hizmet alanları ifadesi, mahiyeti gereği somut şekilde belirlenen
kullanımlardan daha sonra düzenlenmesi gereken bir ifadedir. Zira bu ifade sebebi ile düzenleme ortaklık
payına dahil edilecek kullanımların neler olacağı zamana ve mekana bağlı olarak gerçekleşecek değişimler
neticesinde her düzenleme için ayrı belirlenebilecek olup önem ve öncelik açısından, zaten belirli olan
kullanımlarla kıyası mümkün değildir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin, Kanun ile uyumlu olmayan 14. maddesinin 2. fıkrasının (ı)
bendindeki “diğer umumi ve kamu hizmet alanları” ibaresi yönünden, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna varılmaktadır.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 18 /19
Açıklanan nedenle, anılan maddeye karşı yapılan itirazın yukarıda yer verilen gerekçe ile kısmen kabulü
ve yalnızca anılan maddenin 2. fıkrasının (ı) bendinin yürütülmesinin durdurulması gerektiği oyuyla
çoğunluk kararına katılmıyorum.